Bursa Uludağ Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ve Bursa’da görev yapan 128 aile hekiminin katıldığı araştırma, çocuk ihmali ve istismarı şüphesiyle karşılaşan her iki aile hekiminden birinin resmi bildirim yapmadığını ortaya koydu. Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Ferda Firdin, hekimlerin bildirim konusundaki çekincelerinin kötü niyetten değil, çocuğun zarar görebileceği ve hukuki süreçlerle ilgili yaşanan kaygılardan kaynaklandığını söyledi.
Araştırmada öne çıkan “çocuğun ailesinden ayrılacağı endişesi”, “kanıt yetersizliği” ve “hekimin zarar göreceği korkusu” başlıklarını değerlendiren Dr. Firdin, hekimlerin önemli bölümünün kötü niyetle değil, çocuğa zarar verme kaygısıyla tereddüt yaşadığını söyledi.
“Gerçekten emin miyim?” sorusu etkili
“Gerçekten emin miyim? Emin olmadığım bir durumda çocuğu ailesinden mahrum bırakmış olur muyum endişesi yaşıyorlar” diyen Dr. Firdin, çocuk sahibi hekimlerde bu duygusal çatışmanın daha belirgin olabildiğini belirtti.
Dr. Firdin, hekimlerin yalnızca tanı koyma konusunda değil, adli süreçler konusunda da çekince yaşayabildiğine dikkat çekerek, “Hekimler adli olayların içine girmekten çekinebiliyor. Mahkemeye çağrılma, tanıklık yapma gibi süreçler de tedirginlik yaratabiliyor. Ancak bildirimi yapmamanın da ciddi hukuki yaptırımları olduğunu eğitimlerde özellikle anlatıyoruz” ifadelerini kullandı.
Hasta yakınlarının tepkisinin de önemli bir kaygı nedeni olduğunu belirten Dr. Firdin, istismar şüphesi taşıyan çocukları hastaneye çoğu zaman birinci derece yakınlarının getirdiğini belirterek, “Bazen çocuğu getiren kişi aynı zamanda istismara neden olan kişi olabiliyor. Bu nedenle hasta yakınından çekinme de söz konusu olabiliyor” dedi.
Tabip Odası 2 yıldır eğitim veriyor
Araştırmada mezuniyet sonrası eğitim alan hekim oranının yalnızca yüzde 21,1 çıkmasına ilişkin de konuşan Dr. Firdin, Bursa Tabip Odası’nın bu eksikliği gidermek amacıyla yaklaşık iki buçuk yıldır eğitim programları yürüttüğünü söyledi.
Bu kapsamda çocuk istismarı vakalarında hekimlerin izlemesi gereken adımları içeren dört sayfalık “Çocuk İstismarında Hekimin Rolü” algoritmasını hazırladıklarını belirten Dr. Firdin, acil servisler başta olmak üzere hekimlere dağıttıkları bu rehberde şüpheli bir vakayla karşılaşıldığında hangi kurumlara başvurulacağı, adli raporun nasıl düzenleneceği ve bildirim sürecinin nasıl işletileceğinin adım adım anlatıldığını söyledi.
Yasal düzenlemeler de anlatılıyor
Dr. Firdin, eğitimlerin aile hekimliği, acil tıp ve kadın hastalıkları ve doğum asistanlarının yanı sıra tıp fakültesi öğrencilerine de verildiğini belirterek, “Uludağ Üniversitesi ile iş birliği içinde öğrencilerden stajyer hekimlere kadar tüm gruplara düzenli eğitim veriyoruz. Hukuki boyutun güçlendirilmesi için Bursa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu da eğitimlere katılıyor” dedi.
Bildirim yapılmasının hem çocukların korunması hem de adli süreç açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Dr. Firdin, “İlk muayeneyi yapan hekimin düzenlediği adli rapor birinci derece delildir. O anda görülen bulgular daha sonra kaybolabilir. Bu nedenle doğru ve zamanında bildirim hem çocuk hem de adalet açısından hayati önem taşıyor” diye konuştu.

