Site icon Bursa Tabip Odası

Bursa Şehir Hastanesi hakkında basın açıklaması

Değerli Basın Mensupları,

Bilindiği gibi hükümet tarafından "Kamu-Özel Ortaklığı" yöntemiyle yapılması planlanan Bursa Şehir Hastanesi’nin temeli, 9 Mayıs 2015 tarihinde AKP Bursa Milletvekili Adayı, Sağlık Bakanı Sayın Dr. Mehmet Müezzinoğlu tarafından atılacaktır. Öncelikle şunu söylememiz gerekir ki, Bursa’da yeni ve modern kamu hastanelerine şiddetle gereksinimimiz vardır. Bir yandan artan nüfus, diğer yandan yıllardır hizmet veren hastanelerin günümüzün gereksinmelerine yanıt verememesi, yeni kamu hastanelerinin yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Örneğin 400.000 nüfuslu Bursa’nın Nilüfer İlçesi’ne baktığımızda genel anlamda tüm branşlarıyla hizmet veren bir kamu hastanesi yoktur. Bu 400.000 nüfuslu büyük bir ilde kamu hastanesi bulunmaması demektir. Bursa, kamu sağlık yatırımları açısından son derece yetersizdir. Üstelik şehir merkezinde bulunan iki büyük devlet hastanesinin arazilerine göz dikilmiş olup, bu arazileri ele geçirmenin planları yapılmaktadır.

Bildiğiniz gibi Samanlı’ya yapılacak şehir hastanesinin yerinin, yargı yoluyla iptal edilmesinden sonra hükümet Bursa Şehir Hastanesi için Doğanköy’deki araziyi belirledi. Samanlı’nın şehir hastanesi için uygun bir yer olmadığının ortaya çıkmasından sonra, bir başka yerin belirlenmesi aşamasını olumlu buluyoruz. Ancak Bakanlık Samanlı kararında olduğu gibi, yine büyük bir yanlış yaptı. Bakanlık, yer seçimi ve diğer özellikleri açısından seçenekleri, başta akademik meslek odaları olmak üzere ilgili tüm  kurumlarla tartışması gerekirken, yine “ben bilirim, benim dediğim olur” mantığı ile bunu yapmadı.

Kamu-Özel Ortaklığı yöntemi ile yapılması planlanan Şehir Hastaneleri ilgili proje biri "yer seçimi", diğeri "hastanelerin bina ve donanım maliyetinin yüksekliği " olmak üzere çok önemli iki soruna sahiptir.

1. Yer olarak Doğanköy’ün seçimi teknik ve hukuksal olarak yanlıştır. Yargı süreci ve itirazlar halen devam etmektedir. Bu konuda süreci kısaca şöyle özetleyebiliriz:

Bursa İli, Nilüfer İlçesi, Doğanköy, 2 pafta, 21 parsel sayılı ve toplam 1.031.300,00 m2 yüzölçümlü taşınmaz, kadastro ifraz beyannamesinde mera vasfında onaylı ve Doğanköy Tüzel Kişiliği adına orta malı mera olarak tahsislidir.

Bursa Orman Kadastro Mülkiyet Şube Müdürlüğü, Bursa İl Tarım Müdürlüğü’nden bu taşınmazın orman tahdit hattı içerisinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu için mera tespitine konu edilmemesini istemiştir. Bu yazışmalar devam ederken Bursa Orman Kadastro Mülkiyet Şube Müdürlüğü, Çalıköy Serisi 23,24,25 nolu bölmelerin Doğanköy ve Gökçe Tepe civarındaki 409.876,27 m2 lik bölümünü TMMOB Orman Mühendisleri Odası Bursa Şubesi’ne özel ağaçlandırma tesisi suretiyle orman olarak kullanılmak üzere 49 yıllığına özel ağaçlandırma alanı olarak tahsis etmiştir.

21 sayılı parsele ilişkin olarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından 16.07.2013 tarihinde, Doğanköy Tüzel Kişiliği ve Maliye hazinesine karşı Bursa 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2017/118 E. Sayılı dosya ile Tapu İptali ve Tescil Davası  açılmıştır.
Bu dava devam ederken Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca Bursa İli, Nilüfer İlçesi, Doğanköy, 2 pafta, 21 parsel sayılı ve toplam 1.031.300,00 m2 yüzölçümlü taşınmazın 830.813,17 m2 lik bölümünde entegre sağlık tesisi yapılması amacıyla, Sağlık Bakanlığı’na 24 ay süreli bedelsiz ön izin verilmesine ilişkin 11.09.2013 tarih, 132 sayılı oluru ile işlem tesis edilmiştir. Bursa 1. İdare Mahkemesi, 2013/1375 E. Sayılı dosyası ile mülkiyet konusundaki uyuşmazlıktan kaynaklanan söz konusu Bursa 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/118 E. Sayılı dava nedeniyle “ön izin verilmesine olanak bulunmadığından”, işlemin hukuka aykırı olarak tesis edildiği gerekçesiyle 09.07.2014 tarihinde iptal kararı vermiştir.

Bu iptal kararı üzerine Orman Genel Müdürlüğü Danıştay 8. Dairesi 2014/9764 E. Sayılı dosya ile temyiz istemi ve yürütmenin durdurulması isteminde bulunmuş ancak yürütmenin durdurulması istemi reddedilmiştir.

İptal kararı ve Danıştay’ın yürütmenin durdurulması isteminin ret kararına rağmen bu kararlar görmezden gelinerek Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca 04.12.2014 tarih ve 201 sayılı oluru ile Sağlık Bakanlığı’na ikinci kez ön izin verilerek plan değişikliğinin yeniden onaylanması, hukukun yok sayılması anlamına gelmektedir.

2. Şehir Hastanelerinin bina ve donanım maliyeti çok yüksektir.

– Devlet, "Şehir Hastanesi" yapacağım diyen şirkete araziyi ücretsiz olarak vermektedir.

– Devlet, “hazine arazisine hastane inşa ediyor, sağlık hizmeti sunuyor” diye şirkete 25 yıl boyunca kira ödemeyi taahhüt ediyor. Şirket hastaneyi 500 milyona mal ediyor. Devlet şirkete yıllık 150 milyon kira ödüyor. Şirket devletten aldığı kira ile 3-4 yılda maliyeti çıkarıyor ama devletten 25 yıl kira almaya devam ediyor. İhaleler klasik ihale yöntemlerinden farklı. Şirket finansman için yurtdışından kredi buluyor, hazine bu krediye garantör oluyor. Yani şirket kredi borcunu ödemezse devlet ben öderim diyor. Devlet ayrıca şirkete işletme (yatak doluluk) garantisi de veriyor.

– Eylül 2013 ‘de hükümet 15 şehir hastanesinin proje tanıtım ve imza töreni yapıldı. Başbakan bu törende projeyi "şehir hastaneleri 11 yıl önceki önemli hayallerimden biriydi" diye tanıtmıştı. 2017 yılında 15 şehir hastanesi hizmete girecekti. Ama olmadı. İstanbul, Ankara, Yozgat, Manisa, Trabzon gibi temeli atılan şehir hastanelerinin hiçbirinde ilerleme sağlanamadı. Çünkü uygun kredi bulunamadı. Yabancı kredi kaynakları, ileride uyuşmazlık çıkarsa davanın Türkiye’de görülmesini istemiyorlardı. Çünkü yabancılar Türk yargı sistemine güvenmiyor ve 25 yıllık bir taahhüde imza atmaya yanaşmıyordu. Hükümet son Torba Yasa ile yapılan değişiklikle "ileride mahkemelik olursam, Türkiye’de yargılanmam" diyen yabancı bankaların koşullarını aynen kapitülasyonlar gibi özel verilen imtiyazlarla kabul etmiştir. Hükümet milyarlarca liralık borç yüküne imza atarak henüz doğmamış çocuklarımızı bile borçlandıracaktır. Bugüne kadar gerçekleştirilen kamu-özel ortaklığı “Şehir Hastanesi” ihalelerinden bir örnek verelim:

Kayseri’de Kamu-Özel Ortaklığı Şehir Hastanesi ihale modeli:
o    Sabit yatırım 427 milyon TL  
o    Yıllık kira: 138 milyon TL (25 yıl)
o    Toplam kira: 3,4 milyar TL
o    Fazla ödeme (25 yıl): 3 milyar TL
Kamu kaynakları ile Erzurum’da yapılan 1200 yataklı hastane ihalesinde 260 milyon TL yaklaşık maliyet öngörüldü, ihale 193.270.612 TL bedelle tamamlandı.
Kamu-Özel Ortaklığını kamu sektörü ile karşılaştırırsak:
–    Sermaye maliyeti: Kamu-özel ortaklığı çok pahalı
–    İnşaat maliyeti: Kamu-özel ortaklığı daha pahalı
–    İşletme-çalışma maliyeti: aynı

Değerli Basın Mensupları:

Gördüğünüz gibi sermayenin sağlık alanına ilgisi çok fazla. OECD raporlarına göre 2010-2020 döneminde sağlık hizmetlerinin altyapısı için dünyada yaklaşık 3,6 trilyon dolar harcama yapılacağı, aynı dönemde altyapı harcamaları dışında toplam sağlık harcamalarının 68,1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor, bu da sermayenin iştahını kabartıyor.
İngiltere, Kanada gibi pek çok ülkede Özel-Kamu Ortaklığı sisteminden vazgeçiliyor. Sistemin sakıncaları ve ülkelere getirdiği borç yükleri pek çok araştırma ile ortaya konulduğu halde biz de istedikleri yasalar torbalardan çıkıyor ve 25 yıllık borç taahhütlerine giriliyor.

Bursa Şehir Hastanesi için;

–    Yer seçimi yanlıştır: itilaflı bir araziye yaklaşan seçim nedeniyle apar topar temel atılmaktadır.

–    Kamu hastaneleri vatandaşın kolay ulaşabileceği noktalara yapılmalıdır. Vatandaşların şehrin dışında Doğanköy’deki bir hastaneye ulaşmaları güçtür ve ekonomik değildir. Özellikle acil durumlarda vatandaşın ulaşabilmesi imkansızdır. Açıkçası acil hastalar yolda ölebilir.

–    Şehir Hastanelerinin finansman yöntemi yanlıştır. İhalelerin Kamu-Özel Ortaklığının üstü kapalı yöntemleriyle yapılması ciddi zararlar doğuracaktır.

–    Şehir içindeki kamu hastanelerinin şehir dışına çıkarılması, şehir merkezlerinin özel hastanelere terki anlamındadır.
Ortada yargı kararları varken itilaflı bir araziye hastane temeli atılması sadece seçim öncesi bir yatırım bir şovdur. Buraya hastane yapılamayacaktır, Bursa Tabip Odası ve ilgili Akademik Odalar olarak konunun takipçisi olacağız

Diğer yandan Sağlık Bakanı’nın Bursa’dan aday olması nedeniyle seçim öncesi kamu hastanelerinde uygulamaya konulan hastane bazlı dönüşümlü branş nöbetini, ilçelere geçici görevlendirmeleri ve aile hekimlerine tutturulmaya çalışılan nöbet uygulamalarını da temel atma töreni gibi seçim yatırımı olarak değerlendirdiğimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Hekime, sağlık personeline yönelik şiddet devam etmektedir. Son günlerde Mudanya Devlet Hastanesi, Orhangazi Devlet Hastanesi ve son olarak dün Karacabey Devlet Hastanesinde meslektaşlarımız hasta yakınları tarafından darp edildi. Hekime yönelik şiddeti önlemek yönündeki yasa önerilerimiz TBMM de raflarda beklerken, meslektaşlarımıza yapılan şiddeti ve gerekli yasal düzenlemeleri yapmayanları şiddetle kınıyoruz.

Sonuç olarak Bursa Tabip Odası Bursa’ya modern hastaneler yapılmasına karşı değildir. Bizim istediğimiz, bilimin gereklerine uygun biçimde, kente ve çevreye saygılı, kamu yararını gözeten ve mevcut hastanelerin korunarak yeni yatırımların yapılmasıdır. Bakanlığın uygulamalarına karşı çıkmamız “ayak bağı” olmaya çalışmamamızdan değil, insanlığımızın, hekimliğimizin, kamu kurumu niteliğinde meslek örgütü olmamızın ve kamu yararını gözetiyor olmamızın gereğidir.
Saygılarımızla,

Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu

Exit mobile version