Site icon Bursa Tabip Odası

Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Ferda Firdin: Şiddete Karşı Mücadelede Yanınızdayız!

Hakkâri’de görev yapan Psikolog Yusuf Duman’ın uğradığı saldırıya tepki göstermek amacıyla Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Bursa Şubesi, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği ve Türk Psikologlar Derneği tarafından 8 Mayıs Cuma günü, Bursa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Ferda Firdin, BTO Genel Sekreteri Dr. Deniz Alpan ve BTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Özlem Sezen katıldı.

SES Bursa Şube Eş Başkanı Huriye Melek Türk, her türlü şiddetin karşısında olduklarını ifade ederek, “Saldırıya uğrayan meslektaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Sosyal hizmet alanında önleyici çalışmaların, risklerin erken tespitinin ve koruyucu hizmetlerin öneminin farkındayız. Ancak bu tür çalışmaların; sahadaki mevcut koşullar, çalışan güvenliği, personel kapasitesi, teknik altyapı ve mesleki değerlendirmeler dikkate alınarak planlanması gerektiğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

BTO Başkanı Ferda Firdin basın açıklamasında yaşanan şiddet olaylarının son bulması gerektiğini vurgulayarak “Bursa Tabip Odası olarak şiddetin karşısındayız, bu eylemlerde her zaman var olduk, var olmaya devam edeceğiz sizlerle birlikteyiz” dedi.

Basın metninin tamamı şu şekilde;

BiR SOSYAL HiZMET EMEKÇiSi; BiR PSiKOLOG ÖLÜMDEN DÖNDÜ. SORUMLUSU; ANTiDEMOKRATiK YÖNETiM ANLAYIŞINDA ISRAR EDENLER, ÇALIŞMA HAKKI VE YAŞAM HAKKIMIZI YOK SAYANLARDIR

İki gün önce kamuoyuna da yansıyan haberlerde, Hakkâri Gazi Mahallesi’nde bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler İİl Müdürlüğü binasında görev yapan bir psikoloğa yönelik bıçaklı saldırı gerçekleştiği bilgisi yer aldı. Yaşanan bu olay hepimizi derinden üzmüş, çalışma alanlarımızdaki güvenlik ve çalışma koşullarını yeniden değerlendirmeyi zorunlu kılmıştır.

Her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyor, saldırıya uğrayan meslektaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Sosyal hizmet alanında önleyici çalışmaların, risklerin erken tespitinin ve koruyucu hizmetlerin öneminin farkındayız. Ancak bu tür çalışmaların; sahadaki mevcut koşullar, çalışan güvenliği, personel kapasitesi, teknik altyapı ve mesleki değerlendirmeler dikkate alınarak planlanması gerektiğini düşünüyoruz.

Son dönemde yürütülen sosyal risk haritası çalışmasının; çalışanların, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların, meslek örgütlerinin ve akademinin görüş ve deneyimleri yeterince değerlendirilmeden hayata geçirilmesinin sahada çeşitli sorunlara yol açtığı yönünde ciddi geri bildirimler bulunmaktadır. Özellikle hane temelli çalışmalar kapsamında; çalışan güvenliği, kurum kapasitesi, etik ve hukuki süreçlerin daha kapsamlı ele alınması gerektiği açıktır.

Sosyal risk haritalaması çalışmalarının yalnızca veri toplama ve risk sınıflandırması ekseninde değil; sosyal hizmetin temel ilkeleri olan insan onuru, müracaatçının yüksek yararı, mesleki ilişki, güven temelli çalışma ve “çevresi içinde birey” yaklaşımı çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Sahada yürütülen uygulamaların, sosyal hizmet meselesinin bütüncül değerlendirme anlayışından uzaklaşarak yalnızca niceliksel veri üretimine indirgenmesi hem hizmet sunumunun niteliğini zayıflatmakta hem de çalışanları mesleki açıdan kırılgan hale getirmektedir.

Risk haritalaması süreçlerinde çalışanların asli rolünün “veri toplayıcı” bir pozisyona indirgenmesi; mesleki özerklik, profesyonel değerlendirme ve müracaatçıyla kurulan güven ilişkisi açısından ciddi sorunlar yaratmaktadır. Özellikle riskli hanelerde yürütülen ziyaretlerde yeterli kurumsal destek ve güvenlik mekanizmalarının sağlanmaması, çalışanları fiziksel ve psikososyal açıdan korunmasız bırakmaktadır.

Ayrıca uzun yıllardır farklı uygulamalar altında sürdürülen hane temelli saha çalışmalarına rağmen; elde edilen verilerin sosyal politika üretimine, koruyucu-önleyici mekanizmalara ve somut sosyal hizmet müdahalelerine ne ölçüde dönüştüğü konusunda şeffaf ve bilimsel değerlendirmelerin kamuoyu ile paylaşılmaması önemli bir eksikliktir. Sosyal hizmet uygulamalarının sürdürülebilirliği; yalnızca riskin tespit edilmesine değil, tespit edilen risklere yönelik kurumlar arası eşgüdümün ve etkili müdahale mekanizmalarının kurulmasına bağlıdır.

Gerekli yasal ve mevzuatsal altyapı tamamlanmadan uygulamaların hayata geçirilmesi; çalışanların yeterli güvenlik önlemleri alınmadan sahaya yönlendirilmesi; teknik ekipman eksiklikleri nedeniyle personelin şahsi telefonlarını kullanmak zorunda bırakılması ve başta KVKK olmak üzere etik, hukuki ve mesleki süreçlerin yeterince gözetilmemesi çalışanlar açısından ciddi riskler oluşturmaktadır.

Meslek elemanlarının kendi kişisel cihazları üzerinden veri girişine zorlanması; yalnızca çalışan güvenliği açısından değil, mesleki sınırlar, veri güvenliği, kurumsal sorumluluk ve müracaatçı mahremiyeti açısından da sakıncalı bir durum oluşturmaktadır. Sosyal hizmet müdahalesinin merkezinde yer alması gereken insani temasın, yoğun veri giriş baskısı nedeniyle zayıflaması sahadaki mesleki ilişkiyi olumsuz etkilemektedir.

Çalışanların uygulamalardaki eksiklikleri ve geliştirilmesi gereken yönleri ifade etmelerinin baskı unsuru haline getirilmemesi, aksine bu geri bildirimlerin sistemin güçlendirilmesi adına dikkate alınması gerekmektedir.

Yaşanan bu olayın; çalışma koşulları, çalışan güvenliği ve kurumsal süreçler açısından kapsamlı biçimde değerlendirilmesini gerekli görüyoruz.

Çalışanların can güvenliğini, mesleki itibarını ve emeğini koruyan; şeffaf, katılımcı ve hak temelli bir sosyal hizmet sisteminin güçlendirilmesi ortak sorumluluğumuzdur.

Bu kapsamda;
* Çalışan güvenliğini önceleyen tedbirlerin alınmasını,
* İşçi sağlığı ve güvenliği uygulamalarının güçlendirilmesini,
* Yeterli personel ve teknik altyapının sağlanmasını,
* Etik, hukuki ve mesleki ilkelerin titizlikle gözetilmesini,
* Çalışanların görüş ve önerilerinin karar süreçlerine dahil edilmesini,
* Sosyal hizmet alanındaki yapısal eksikliklerin giderilmesini,
* Sosyal risk haritalaması çalışmalarının meslek örgütleri, akademi ve saha çalışanlarının katılımıyla yeniden değerlendirilmesini,
* Risk tespiti kadar koruyucu-önleyici ve güçlendirici müdahale mekanizmalarının da geliştirilmesini,
* Sahada görev yapan personelin fiziksel, psikososyal ve mesleki güvenliğini esas alan uygulama standartlarının oluşturulmasını talep ediyoruz.

Taleplerimiz karşılanıncaya kadar;
“Hayati Risk Yaratan” Sosyal Risk Haritası Oluşturma Projesi Durdurulsun!

Exit mobile version