Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İstanbul Tabip Odası (İTO) çağrısıyla hekimler, “Kotaya, USHAŞ’a, Haraç ve Yoksullaştırıcı Para Cezalarına Karşı Mesleki Bağımsızlığımıza Sahip Çıkıyoruz!” sloganıyla 22 Şubat 2026 günü İstanbul Kadıköy’de bir araya geldi. Eyleme, Bursa’dan da çok sayıda hekim katılım sağladı. Buluşmaya; TTB Merkez Konseyi üyeleri ile kol ve çalışma gruplarının temsilcileri, TTB Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (UDEK) üyeleri; İstanbul, Ankara, Bursa, Antalya, Kocaeli, Tekirdağ, Aydın ve Batman tabip odaları ile uzmanlık derneklerinin ve sağlık emek-meslek örgütlerinin yönetici ve üyeleri katıldı.
TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap, TTB Merkez Konseyi 2. Başkanı Dr. Pınar Saip, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Osman Küçükosmanoğlu, İstanbul Dişhekimleri Odası Genel Sekreteri Dt. Aret Karabulut, TTB Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu Başkanı Dr. Ejder Akgün Yıldırım, Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu üyesi Dr. Çetin Duygu, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği’nden Dr. Selçuk Söylemez, Batman Tabip Odası’ndan Dr. Ömer Faruk Erin, Antalya Tabip Odası’ndan Dr. Güray Ünlü ve Türk Toraks Derneği’nden Dr. Osman Elbek’in konuşma yaptığı eylemde ortak açıklamayı TTB Özel Hekimlik Kolu Başkanı Dr. Güray Kılıç okudu.
Basın açıklama metninin tamamı şu şekilde;
SERMAYEDEN BAĞIMSIZ HEKİMLİK YAPMAK İSTİYORUZ !
EMEĞİMİZE, MESLEĞİMİZE, GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ !
SERBEST ÇALIŞMA HAKKIMIZI SAVUNUYORUZ !
Hekimlik, eski çağlardan beri topluma karşı sorumluluğa dayanan, bilimsel özerklik gerektiren ve güven üzerine kurulu bir meslektir. Hekimin asli yükümlülüğü hastasının iyiliği için çalışırken sermayeye, ticari ilişkilere veya otoriteye değil etik ve bilimsel ilkelere bağlı kalmaktır. Her tür güç odağından bağımsızlık, hekimlik mesleğinin ön koşuludur. Bağımsızlığın ortadan kalktığı yerde hekimlik, kamusal niteliğini yitirir ve piyasa ilişkilerinin sıradan bir unsuru haline gelir.
Bugün sağlık alanında yapılan düzenlemeler, hekimlerin serbest çalışma hakkını ve mesleki bağımsızlığını sistemli biçimde ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Muayenehane hekimleri başta olmak üzere serbest çalışan tüm hekimler, art arda getirilen mali ve idari yüklerle mesleklerini bağımsız biçimde sürdüremez hale getirilmektedir.
Hekimlerin Bağımsız Çalışma Maliyeti Giderek Yükselmektedir: Şimdiye kadar yalnızca açılışta bir kez alınan ruhsat ve muayenehane uygunluk belgesi harçları, 1 Ocak 2026 itibarıyla muayenehane hekimleri için 40.000 TL; poliklinik ve tıp merkezleri için 60.000–100.000 TL olmak üzere yıllık hale getirilmiştir. Bu tutarların her yıl yeniden değerleme oranında artırılacağı bildirilmiştir. İktidarın kamu bütçesindeki çöküşü, sermayeyi, çok kazananı vergilendirmek yerine vatandaşlardan topladığı vergi, harç ve cezaları artırarak durdurma isteğinin bir göstergesi olan yıllık harç uygulaması, özellikle küçük sermayeli hekim işletmelerini hedef almakta, diş hekimleri ve veteriner hekimleri de kapsamaktadır. Pek çok yerde vergi daireleri hekimlere uyarı yazıları göndererek tahsilâta başlamıştır.
Ayrıca hekimlere, uluslararası sağlık turizmi kapsamında yabancı hasta tedavi edebilmeleri için USHAŞ adlı atipik bir kamu iktisadi teşekkülünden yıllık 120.000 TL harç karşılığında yetki belgesi alma zorunluluğu getirilmiştir. Hekimlik yapabilmek için tıp diploması ve uzmanlık belgesi yeterli görülmemekte, ayrıca bir kamu kuruluşuna her yıl ödeme yapmak zorunlu hale getirilmektedir. Hekimler açısından gurur kırıcı bu durum adeta simsarlık yaparcasına çalışan kamu kurumu açısından ise piyasa aktörü haline gelerek kamusal niteliğini kaybetmek, itibarsızlaşmak anlamına gelmektedir.
Bağımsız çalışma fiilen engellenmektedir: Sağlık Bakanlığı 2023 Ocak ayında yaptığı yönetmelik değişikliği ile muayenehane hekimlerine özel hastanelerde hastalarını tedavi edebilmeleri için özel hastanelerle yapılacak sözleşmeler üzerinden bazı kısıtlamalar getirmiştir. Buna göre 7 Ocak 2023 tarihinden sonra muayenehane açan bir hekim özel hastaneyle, o hastanede kendi branşından hekim olmak koşulu ile sözleşme yapabiliyor. İkinci bir hekimin aynı hastane ile sözleşme imzalaması için altı kadrolu branş hekimi gerekiyor ki özel hastanelerde aynı branşta bu sayıda hekim olmadığından bu pek mümkün olmuyor. Bu şekilde kadro sayısına göre sözleşme sınırı ve kota uygulaması getiren yönetmeliğe karşı açılan davalarda Danıştay 10. Dairesi; “davalı idareye (Sağlık Bakanlığı) tanınan takdir yetkisinin hukukun genel ilkelerine, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığından söz edilemeyeceği” gerekçesiyle iptal kararı vermiştir. Ancak temyiz üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla bu düzenleme 26 Aralık 2025’te kesinleşmiştir. Danıştay İdari Dava Dairleri Kurulu’nun bu kararı, hekimlerin mesleki bağımsızlığına yönelik en ağır yargı müdahalelerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Sözleşme ve kota kısıtlamaları özellikle cerrahi branşlarda hekimleri fiilen özel muayenehane çalıştıramaz duruma getirmektedir. Sözleşme yapacak hastane kalmadığı için hekimler muayenehane açamayacak, olanlar kapatmak zorunda kalacaktır. Bu düzenlemeler hekimlerin değil özel hastane sahiplerinin çıkarınadır. Zira getirilen sınırlamalar özel hastane sahipleri karşısında hekimlerin emeğinin değerini belirleyebilme gücünü ortadan kaldırmakta, koşulları belirleme inisiyatifi özel hastane sahiplerine geçmektedir. Hastasını takip edecek, ameliyat edecek özel hastane bulamayan çok sayıda serbest hekim muayenehanelerini kapatmak ve özel hastanede hastane sahiplerinin belirleyeceği ücretle çalışmak zorunda kalacaktır. Bu da sadece serbest çalışan hekimlerin değil tüm hekimlerin emeğinin değerini düşürecektir. Tam da bu nedenle getirilen kısıtlamalar yalnızca 10 bin serbest çalışan hekimi değil, tüm hekimleri etkilemektedir.
Buradan da anlaşılacağı üzere getirilen düzenlemelerin amacı sağlık hizmetlerini kamu yararına planlamak değil, hekimleri sağlık sermayesinin ücretli köleleri haline getirmektir. Ayrıca hastaların hekim seçme özgürlüğü kısıtlanmakta, sağlık hizmetine erişim zorlaştırılmaktadır. Serbest çalışma hakkına fiilen engellenmekte, mesleki özerklik sistematik biçimde tasfiye edilmektedir.
Bir diğer önemli sorun olan ve malpraktis olarak bilinen hizmet ilişkili zarar tazminatları nedeniyle de ülkemizde hekimlik giderek yapılamaz hale gelmektedir. Sağlıkta hizmet ilişkili zarar nedeniyle verilen ödenemeyecek düzeyde yüksek tazminatlar hekimler üzerinde ağır bir baskı oluşturmaktadır. Zorunlu mesleki sorumluluk sigortası özellikle kamu dışında çalışan yaklaşık 45 bin hekimi yeterince korumamakta, kusur durumunda tüm yük bireysel olarak hekime yüklenmektedir. Gelirle hiçbir biçimde orantılı olmayan bu fahiş tazminatlar, hekimleri ya çekinik tıbba zorlamakta ya da meslekten uzaklaşmaya itmektedir. Sadece hekimler değil hastalar da bundan zarar görmektedir. Ceza ve tazminat tehdidi nedeniyle gereksiz tetkikler yapılmak zorunda kalınmakta, çekinik tıp uygulamaları yaygınlaşmakta, riskli ancak hayat kurtarıcı işlemler yapmaya çekinen hekimler daha az riskli fakat aynı düzeyde etkili olmayan tedavi yöntemlerine yönelmekte bu da hastaların ihtiyaç duydukları tedavilere hızla ve kolayca ulaşmasını engellemektedir. Yüksek tazminatlar hekimlerin branş seçimlerini bile etkilemekte, beyin cerrahisi, çocuk cerrahisi, kalp damar cerrahisi, çocuk hastalıkları gibi zor ve hastaların hayati riski yüksek branşlar artık tercih edilmemektedir. Yakın gelecekte pek çok branşta hekim açığı olması kaçınılmazdır. Kamuda olduğu gibi özel sektörde de hekimleri koruyan mekanizmalara ihtiyaç vardır. Sağlık hizmeti kamusal bir faaliyettir. Riskin bireyselleştirilmesi kabul edilemez. Sağlık hizmeti ciddi alt yapı ekipman ve ekip gerektiren karmaşık bir hizmettir. Çalışma koşullarındaki, ekip ve ekipmanlardaki eksiklerden kaynaklanan kusurlar tek başına hekimlere yüklenemez. Bireysel mesleki sorumluluk sigortası da çözüm değildir. Hekimlerin mesleklerini tıbbın gerekleri doğrultusunda güvenle yapabilmeleri, hastaların uğradığı zararın da hızla karşılanabilmesi için kamusal bir sigorta fonu oluşturulmalıdır.
Özel sağlık sektöründe ücretli olarak ya da muayenehanesinde, laboratuvarında, görüntüleme merkezinde serbest çalışan hekimlere yönelik bu düzenlemeler mesleğimizi fiilen yapılamaz hale getirmektedir. Serbest meslek hakkının ve mesleki bağımsızlığın kısıtlanması yalnızca bugün muayenehanesi olan hekimleri değil, kamuda veya özel sektörde ücretli çalışan tüm hekimleri ve geleceğin hekimlerini de doğrudan ilgilendirmektedir. Bugün serbest çalışan hekimlerin haklarını elinden alan uygulamalar, zaten zorlu koşullarda çalışan her branş ve kurumdan hekimlerin haklarını da tehdit etmektedir. Bu nedenle tüm hekimler hep birlikte örgütlü olarak bu kısıtlamalara karşı sesimizi yükseltiyor ve bir kez daha hatırlatıyoruz:
- Hizmet kusurundan doğan zararlara karşılık mahkemelerce karar verilen ödenmesi imkânsız fahiş tazminatlar
- Serbest çalışan hekimlere getirilen kota ve kadro kısıtlamaları ve yıllık ruhsat harcı ödemeleri
- Sağlık hizmet ortamlarında yaşanan şiddet olayları
- Kamu sağlık kurumlarında 5 dakikada bir hasta bakma baskısı
- Aile hekimlerine getirilen negatif performans cezaları ve eziyet yönetmeliği
- Yine kamuda verdiğimiz hizmetin değerine değil sayısına göre ödenen, emekliliğe yansımayan, hastalık ve benzeri nedenlerle çalışamadığımızda kesilen yetersiz ücretler
Biz hekimlerin ve diş hekimlerinin çalışma şevkini kırmakta, mesleğimizi bilimsel kurallara uygun ve nitelikli biçimde icra etmemizi engellemektedir.
Kamu idaresinden talebimiz; hekimlerin çalışma şevkini kıran, çalışma özgürlüğünü kısıtlayan, mesleki bağımsızlığı ortadan kaldıran, halkın nitelikli sağlık hizmetine erişimini zorlaştıran bu düzenlemelerin geri çekilmesidir. Bu uygulamalar sona erene kadar hukuki, mesleki ve örgütsel mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.
Halkımıza daha iyi sağlık hizmeti verebilmemiz için biz hekimlerin bu haklı talepleri dikkate alınmalıdır.
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ
İSTANBUL TABİP ODASI YÖNETİM KURULU
İSTANBUL DİŞHEKİMLERİ ODASI YÖNETİM KURULU
