<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>devlet arşivleri - Bursa Tabip Odası</title>
	<atom:link href="https://www.bto.org.tr/tag/devlet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bto.org.tr/tag/devlet/</link>
	<description>MEDICAL CHAMBER OF BURSA</description>
	<lastBuildDate>Sat, 06 Mar 2021 21:41:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2018/07/cropped-bto-ikon-32x32.png</url>
	<title>devlet arşivleri - Bursa Tabip Odası</title>
	<link>https://www.bto.org.tr/tag/devlet/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye kafasını kuma gömdü!</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/1-yil-biterken-salgini-yonetebildik-mi-imdat-epidemiyoloji-ve-sosyal-devlet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2021 21:41:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[14 Mart Etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet saltık]]></category>
		<category><![CDATA[alpaslan türkkan]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Epidemiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=13639</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Tabip Odası 14 Mart Tıp Haftası Etkinlikleri kapsamında pandemiyi ve pandemi yönetimini masaya yatırdı. Bursa Tabip Odası 14 Mart Tıp Haftası Etkinlikleri kapsamında bir dizi etkinliğe imza atıyor. 5 Mart Cuma günü Zoom üzerinden gerçekleştirilen ve Oda’nın sosyal medya hesaplarından canlı olarak yayınlanan etkinlikte Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, pandemi ve pandemi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/1-yil-biterken-salgini-yonetebildik-mi-imdat-epidemiyoloji-ve-sosyal-devlet/">Türkiye kafasını kuma gömdü!</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bursa Tabip Odası 14 Mart Tıp Haftası Etkinlikleri kapsamında pandemiyi ve pandemi yönetimini masaya yatırdı.</p>



<p>Bursa Tabip Odası 14 Mart Tıp Haftası Etkinlikleri kapsamında bir dizi etkinliğe imza atıyor. 5 Mart Cuma günü Zoom üzerinden gerçekleştirilen ve Oda’nın sosyal medya hesaplarından canlı olarak yayınlanan etkinlikte Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, pandemi ve pandemi yönetimini değerlendirdi. Panelin moderatörlüğünü BTO Başkanı Doç. Dr. Alpaslan Türkkan üstlenirken, ‘1. Yılında Salgını Yönetebildik mi? İmdat, Epidemiyoloji ve Sosyal Devlet!’ başlıklı bir sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Saltık, Türkiye’nin ve dünyanın son bir yıldır ciddi bir salgınla yüzyüze olduğunu belirtti.</p>



<p><strong>DEVE KUŞU GİBİ DAVRANILDI</strong></p>



<div class="wp-block-image is-style-default"><figure class="alignright size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/a158df24-5ca8-4b51-83f3-43cb2e6a52e7-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-13703" width="346" height="461" srcset="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/a158df24-5ca8-4b51-83f3-43cb2e6a52e7-768x1024.jpg 768w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/a158df24-5ca8-4b51-83f3-43cb2e6a52e7-225x300.jpg 225w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/a158df24-5ca8-4b51-83f3-43cb2e6a52e7-1152x1536.jpg 1152w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/a158df24-5ca8-4b51-83f3-43cb2e6a52e7-750x1000.jpg 750w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/a158df24-5ca8-4b51-83f3-43cb2e6a52e7-1140x1520.jpg 1140w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/a158df24-5ca8-4b51-83f3-43cb2e6a52e7.jpg 1200w" sizes="(max-width: 346px) 100vw, 346px" /></figure></div>



<p>Saltık, “11 Mart 2020’de Sağlık Bakanı ‘Bizde de koronavirüs vakası var’ demişti. İlginçtir ki aynı gün Dünya Sağlık Örgütü de COVID-19 pandemi olarak ilan etmişti. Bugün hastalık hakkında edindiğimiz bilgiler ve veriler ışığında söyleyebilirim ki, Sayın Bakan’ın 11 Mart’taki ilanından önce de Türkiye’de yeni koronavirüs vakaları vardı” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin iki ay boyunca kafasını kuma gömdüğünü belirten Saltık, “Deve kuşu gibi davranıldı. Bu süreç çok kritikti. Erken kabule yönelip, salgın planları hızla yürürlüğe konulabilseydi, çok daha hazırlıklı bir biçimde bu hastalığı göğüsleyebilirdik” diye konuştu.</p>



<p>Türkiye’nin aşı geliştirmede yetersiz kaldığını altını çizen Prof. Dr. Ahmet Saltık, aşı temininde de ciddi bir sıkıntı yaşadıklarını söyledi. “Dünyada 10 farklı aşı kullanımda… İktidar Türkiye’yi yeterli aşıyla buluşturamadı. Tek bir markaya bağlı kalındı” ifadelerini kullanan Saltık, dünyada üretilen 4 aşıdan 3’ünü dünyanın en büyük devletlerinin kaptığını da sözlerine ekledi.</p>



<p>Toplumsal hareketleri ve ülke giriş-çıkışlarının en aza indirilmesi gereken anlarda Türkiye’nin umre ve üniversite öğrencilerinin evlerine gönderilmeleri gibi hatalar yaptığını hatırlatan Ahmet Saltık, virüsün çıkış yeri olan Çin’in ise çok sıkı bir karantina başlatarak, yetkililerin kapı kapı dolaşıp sürüntü örnekleri alarak testler yaptığını, insanların hastanelere başvurmalarını beklemediklerine dikkati çekti.</p>



<p><strong>MÜŞTERİ HALİNE GETİRİLDİK</strong></p>



<p>Sağlıkta dönüşüm sürecinin Türkiye’de bir yıkım yarattığını belirten Saltık şöyle devam etti: “Sağlık hizmetlerini doğuştan hak eden vatandaşlar olarak bizler müşteri haline getirildik. Sağlık ocaklarımız Temmuz 2010’da kapatıldı. Aile Sağlığı Merkezleri getirildi ve bunlar da özelleştirilmiş oldu. Bugün Birinci Basamak’ta çalışan arkadaşlarımız kamu çalışanı, memur değiller. Devlet bir sözleşme yaparak hizmet satın alıyor. Şehir Hastaneleri konusu var bir de… Devlet bu hastanelerden de hizmet alıyor yine. Yani Sağlık Bakanlığı hizmet üreten değil, hasta garantisi vererek hizmet satın alan bir kurum haline gelmiş durumda. Özel sektöre buralar terkediliyor.”</p>



<p><strong>HALA GERÇEK SAYILAR AÇIKLANMIYOR!</strong></p>



<p>Türkiye’nin DSÖ’yü de dinlemeyerek gerçek vaka sayısını aylarca açıklamadığını belirten Saltık, “Salgın denetimini son derece olumsuz etkilediler. Bugün hala gerçek sayılar açıklanmıyor” dedi.</p>



<p>Sağlık Bakanlığı’nın iller bazında 100 bin nüfusta çıkan vaka oranını açıklamaya başladığını hatırlatan Prof. Dr. Saltık çarpıcı açıklamalarda bulundu: “Türkiye’nin tümü için bir değerlendirme yapacak olursak, bu sayı tüm Türkiye için 100 binde 50-60’lar dolayındadır. Biz bunları hesapladık. Şehirlerin nüfusunu biliyoruz, Türkiye’nin nüfusunu biliyoruz. 81 il için bunu yaptık. Bu hesaplamalara göre Türkiye’de her 100 bin nüfusta 75 yeni COVID-19 tanısı konuyor. 15-21 Şubat haftasında Türkiye için ilan edilen günlük vaka sayısına baktık. 53 bin dolayında bir sayı ediyordu. Günlük 7 bin 500 kadar yeni vaka ediyor. Buradan hareketle yaptığımız hesaplara göre açıklanan rakamlarda 100 bin 9 oranına ulaşıyoruz. Yani Türkiye’de ortaya çıkan her 100 olgudan sadece 11’i halka duyuruluyor. 89’u ilan edilmiyor!”</p>



<p>Türkiye’nin ikinci bir gevşemenin eşiğinde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Saltık, ilk gevşemenin ardından yüzlerce vatandaşın hayatını kaybettiğini belirterek, “Günlük ilan edilen rakam 12 binlerde ama günlük sayıları 30-40 binlerde olabilir. Vefat sayıları da açıklananın 2-3 katı civarında. Gevşemenin şu aşamada uygulanmaya çalışılması çok yanlış” dedi.</p>



<p><strong>SOSYAL DEVLET GÖREVİNİ YAPMADI</strong></p>



<p>Saltık şunları söyledi: “İki temel silahımız var. Epidemiyoloji ve sosyal devlet. Epidemiyolojinin ilkeleri uygulanırken sosyal devlet, karantina uygulanırken, çalışma süreleri kısaltılırken, insanlara geçinmeleri için maddi destek sağlamalıdır. Türkiye’nin bu süreçte sağladığı destek çok çok düşük seviyelerdeydi. Sosyal devlet görevini yapmamıştır. İmdat çığlığı atarak sarılabileceğimiz bu iki unsurdan yoksun kaldık.”</p>



<p>COVID-19 kaynaklı ölüm sayısısın 84-85 bin civarında olduğunu söyleyen Prof. D. Ahmet Saltık, “Türkiye’de geçen yıl yaklaşık 436 bin ölüm kaydedildi. Her yıl yüzde 2 gibi bir artış vardır. 2021’de bu sayının 440 bin olması bekleniyor. TÜİK mayıs ayında ölüm sayılarını açıklayınca, Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı rakamların ne kadar gerçek olduğu ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullandı. Saltık son olarak, Türkiye’nin bir an önce 120 milyon aşı temin ederek, ülkenin 4 hafta kapatılması gerektiğini söyledi. Aksi takdirde salgının kontrol altına alınamayacağını sözlerine ekleyen Saltık, sosyal devlet desteklerinin aksatılmaması gerektiğini de hatırlattı.</p>



<figure class="wp-block-embed alignfull is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="jeg_video_container jeg_video_content"><iframe title="1. Yılında Salgını Yönetebildik mi? İmdat EPİDEMİYOLOJİ VE SOSYAL DEVLET!" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/bg_tlROhJp4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>



<figure class="wp-block-image alignwide size-large"><img decoding="async" width="673" height="1024" src="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/satilk-673x1024.jpg" alt="" class="wp-image-13643" srcset="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/satilk-673x1024.jpg 673w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/satilk-197x300.jpg 197w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/satilk-768x1168.jpg 768w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/satilk-1010x1536.jpg 1010w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/satilk-1347x2048.jpg 1347w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/satilk-750x1140.jpg 750w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/satilk-1140x1733.jpg 1140w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/satilk.jpg 1650w" sizes="(max-width: 673px) 100vw, 673px" /></figure>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/1-yil-biterken-salgini-yonetebildik-mi-imdat-epidemiyoloji-ve-sosyal-devlet/">Türkiye kafasını kuma gömdü!</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık sistemi siyasete kurban ediliyor</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/saglik-sistemi-siyasete-kurban-ediliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2020 19:44:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizden Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[anı]]></category>
		<category><![CDATA[bursa tabip odası]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[dr. necla canefe]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastnae]]></category>
		<category><![CDATA[hatura]]></category>
		<category><![CDATA[hek]]></category>
		<category><![CDATA[hekimlik]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[necla canefe]]></category>
		<category><![CDATA[onkolog]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=12365</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin Radyasyon Onkolojisi alanındaki ilk doktorlarından olan Dr. Necla Canefe, 80 yıllık hayatında sağlığın her zaman siyasete kurban edildiğini gördüğünü söyledi. Dr. Necla Canefe… Tıp dünyasının 80 yıllık çınarı, hayatını ve geçmişte yaşanan salgınlarla ile bugünü karşılaştırdı. Radyasyon onkolojisi alanında Türkiye’nin ilk hekimlerden olan Canefe, yaşadıklarını, doktorluğu seçişini ve pandemi süreciyle ilgili düşüncelerini anlattı. Merhaba [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-sistemi-siyasete-kurban-ediliyor/">Sağlık sistemi siyasete kurban ediliyor</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin Radyasyon Onkolojisi alanındaki ilk doktorlarından olan Dr. Necla Canefe, 80 yıllık hayatında sağlığın her zaman siyasete kurban edildiğini gördüğünü söyledi.</strong></p>
<p>Dr. Necla Canefe… Tıp dünyasının 80 yıllık çınarı, hayatını ve geçmişte yaşanan salgınlarla ile bugünü karşılaştırdı. Radyasyon onkolojisi alanında Türkiye’nin ilk hekimlerden olan Canefe, yaşadıklarını, doktorluğu seçişini ve pandemi süreciyle ilgili düşüncelerini anlattı.</p>
<p><strong>Merhaba Necla Hanım… Bize öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz?</strong></p>
<p>Babam Atatürk döneminde öğretmen olması istenen bir insandı. Erzurum Lisesi’nde okurken Atatürk ziyarete geliyor. Öğrencilerle sohbetinde büyüyünce ne olacaklarını soruyor. Babam bu soruya Askeri Hakim olarak cevap veriyor ama Atatürk, babamın öğretmeninden öğrendiğine göre fen alanında daha başarılı olduğunu belirtiyor ve babamdan fen bilgisi öğretmeni olmasını istiyor. Atatürk talimat verdiğini babamın tahsil hayatını takip edeceklerini söylüyor. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ne girişine kadar babamı takip ediyorlar. Ki o zaman Gazi Eğitim, önde gelen okullardan… Ve babam fen bilgisi öğretmeni oluyor. Sonrasında annemle evleniyorlar. Annem de çok yetenekli bir kadındı ama maalesef eğitim hayatını erken noktalamak zorunda kalmış. Babamın öğretmenliği sırasında Anadolu’da, Kars, Tokat, Amasya… Buralar da dolaştık. Ben de Tokat doğumluyum.</p>
<p><strong>Peki hocam tıp alanını seçmenizin hikayesi nedir?</strong></p>
<p>Tokat’ta yaşarken, 4 yaşındayken bir kaza geçerdim. Ailecek sinemadan çıkmıştık ve ben bir çukura düştüm. O çukurdan beni çıkardıkları zaman kolum kırılmıştı. O arada da etraf kalabalık, şaşkın şaşkın bakınıyorum. Dr. Faruk Ayanoğlu, sonradan Tokat milletvekili, senatör olmuştu. Orada beni görünce kucağına aldığı gibi, annem ve babamla beraber arabasıyla hastaneye götürdü. O gün doktor olmaya karar verdim, 4 yaşındaydım. Sonra ilkokul ve ortaokulu Tokat’ta bitirdi. Liseyi Kastamonu’da okudum, Abdurrahman Paşa Lisesi’nde. Yalnız çocukluğumdan beri, konuşma ve yazma yeteneğim iyiydi. Fen mezunu olmama rağmen, ne zaman edebiyatla ilgili bir program, tartışma, kompozisyon yarışması veya seminer olsa beni alırlardı. Hep birincilikler aldım. Aktif, sakar ama zeki. Akıl farklı zeka farklı. Aklımı kullanamadığım zamanlar olmadı mı, oldu. Aklımı kullanabilseydim şimdi yurtdışında pek çok yerde ateşe olabilirdim ama zekam yerinde.</p>
<p><strong>Üniversite eğitiminizi nerede aldınız?</strong></p>
<p>Anadolu çocuğuyuz, başka meslek bilmiyoruz ki… Doktor, eczacı, öğretmen, hakim… Başka meslek tanımıyoruz. Doktor olmak için sınava girdim iyi bir puan aldım. İlk kez sınava girdiğimde bir şanssızlık yaşadım. Dişim apse yapmıştı. Kastamonu’ya geri döndüm. Bu arada bir de Türkiye Petrolleri yurtdışına petrol mühendisliği eğitimi için talebe gönderecekti, babam beni onun da sınavına soktu. 15 kişi alacaklardı, 11. olarak kazanmıştım oraya da gidemedim. Sınava ikinci girişimde yine iyi bir derece elde ettim. İstanbul Teknik Üniversitesi’ni kazandım ama babam İstanbul’da okutamayacağını söyledi, tıp fakültesini istiyordum. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim. Sene 1960, ihtilalinden hemen sonradır bunlar. 68 kuşağıyım. O zamanki olayların içerisinde Tıp Fakültesi’ni bitirmek büyük başarıydı. Zira karanlık günlerdi. İnsanlar hayatını kaybetti, hapse girdiler, işkence gördüler. O arada bir havacı ile sözlenmiştim. Ben askeri tıbbiyedeyim, sözlendiğim havacı mahalle arkadaşımız ve o da yüzbaşıydı. Ve şehit oldu, evlenemedik.<img decoding="async" class=" wp-image-12366 alignleft" src="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/unnamed1-300x200.jpg" alt="" width="495" height="330" srcset="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/unnamed1-300x200.jpg 300w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/unnamed1-768x512.jpg 768w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/unnamed1-1024x683.jpg 1024w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/unnamed1-750x500.jpg 750w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/unnamed1-1140x760.jpg 1140w" sizes="(max-width: 495px) 100vw, 495px" /></p>
<h3><strong>“Ben doktorluğu şarkta öğrendim”</strong></h3>
<p><strong>İlk görev yeriniz neresiydi?</strong></p>
<p>Mezun olduktan sonra şark görevime gittim. İlk görev yerim Erzurum’un İspir kazasıydı. Oradan beni Hınıs’a geçici göreve gönderdiler. Varto depremini yaşadım. Korkunç bir depremdi. Depreme 50 kilometre mesafedeydik. Orada bir kıyameti yaşadık. Sağlık Müdürüyle yaşadığımız bir olayın ardından Ankara’ya dönüp, Diyarbakır’a tayinimi istedim. Diyarbakır’da Sağlık Müdürü beni Malabadi’ye gönderdi, köprüsü de meşhurdur. Sİlvan&#8217;a bağlı bir nahiyeydi burası. Siirt eşkıyası ile Diyarbakır eşkıyasının çatıştığı bir yer Malabadi. Oraya gittim, çok güzel bir yerdi. Ama esas diyeceğim şu, ben doktorluğu şarkta öğrendim. Doğuda yaptığımız hizmetlerimiz, çabalarımız… Hep özveriyle çalışmıştık. Deprem olmuş Hınıs’ta. Bütün dünyadan destek gelmiş, çadırlar kurulmuş, yemekler vs. oluk oluk yardım gelmiş. Ama bir hırsız zümresi var bunları halka vermiyordu, parayla satıyordu.</p>
<p><strong>Siz bildiğim kadarıyla kolera salgınıyla da karşılaşmıştınız. O günleri anlatabilir misiniz?</strong></p>
<p>Evet, kolera salgını çıktı, Diyarbakır’a gittikten sonra. Başbakanlığa diyoruz, ‘efendim, kolera var!’ diyoruz, ‘çenenizi kapatın’ diyorlar. Yahu koleranın içinde çalışıyoruz. Sarılık var, kolera var, tifo var… Her türlü bulaşıcı hastalığın içinde çalışıyoruz, bize ‘çenenizi kapatın’ diyorlar. Ben çenemi kapatmadığım için beni oradan gönderdiler. Hacettepe’de psikiyatri ihtisasına geldim. Goethe diyor ki, ‘Doktorluk doğuştan gelen bir sanattır, yetenektir. Bilgisi sonradan kazanılır.’ Hastalarımı evlerinde takip ediyordum. Sadece klinikte benim için reçete yazmam gereken insanlar değillerdi. Ev ortamıyla, aile ortamıyla, sosyal ortamıyla hastalarımı takip ediyordum. Bu yüzden hastalarım da beni çok severdi. Hastalarımı sadece hasta olarak değil aileden birisi gibi görüyordum. Bir süre sonra tüm hastalar kendilerini benim muayene etmemi ister hale geldiler. 1967-1968 yıllarında, kolera salgını oldu ama tüm Türkiye genelinde yaşanmamıştı. Pandemi haline gelmemişti. Sadece Güneydoğu’da, Batman, Diyarbakır, Siirt, Güneydoğu Anadolu civarında görüldü bu hastalık. Kızamık, menenjit, kuduz salgınları yaşanıyordu. Silvan’da çok sevdiğim bir doktor arkadaşım vardı. O da çok cevval bir doktordu. Sağlık Ocağı hekimleri olarak biz koşturduk o zamanlar oralarda. O bölgeyi tedavi etmeye çalıştık ama ne kadar başarılı olabildik onu söyleyemem. Koleranın nasıl geldiğini bilmiyorum.</p>
<p><strong>Doktorluğu nasıl tanımlarsınız?</strong></p>
<p>O sırada Sağlık Bakanlığı’nda bir göreve geçtim, derken Radyoloji bölümü açıldı. Radyolojide de muayene açamayacağımı düşününce radyo-terapiyi seçtim. Yıl 1969—1970 yılları. İhtisasımı yaptıktan sonra Onkoloji Hastanesi’nde Radyasyon Onkoloğu denen ve adını da hiç sevmediğim bölümüne geçtim. Adındaki radyasyon kelimesi hep benim rahatsız etmiştir. Radyoterapi ve onkoloji deseler, he radyoloji ihtisasımı, hem onkoloji ihtisasımı göstermiş olacaklardı yine. 14 sene kanserle uğraştım ben. Onkoloji Hastanesi’nde tek asistandım, tek kadındım. Bu arada sadece hastaların tedavisi ile uğraşmadım. Resim kursları açtım, hikaye ve şiir yazdım. Doktorluk doğuştan gelen bir sanatkarlık diye demiştim ya, her konuya eğiliyorsunuz. Güzel konuşma yeteneği oluyor, kitap, şiir yazıyorsunuz. Çünkü doktor sosyal bir insan.</p>
<p><strong>Sizin örnek aldığınız doktorlar kimlerdir?</strong></p>
<p>Hastamızı tanıyarak tedavi ediyoruz. Nelerden hoşlanır, nasıl tedavi edersem faydalı olur… bu doktorluktur ama bu maalesef çok doktorda gördüğüm bir özellik değil. Hayatım boyunca bu özelliği üç doktorda gördüm. Birisi Hınıs’ta çalıştığım Dr. Yılmaz Muyan, bir tanesi Dr. Erdoğan İnal bir de Dr. Mehmet Altınok. Üç doktor hakikaten doktor olarak takdir ettiğim, sevdiğim, örnek aldığım kişiler…</p>
<h3><strong>Sağlık her dönem siyasete kurban edildi</strong></h3>
<p>Sağlık sistemi, her dönem siyasete kurban edilmiştir. Sağlık, adalet ve eğitim… Bu üç sistem ana sistemdir. Bunlar aynı zamanda siyasete en çok alet edilen sistemlerdir.   O zamanlar sosyalizasyon bölgesi diye bir uygulama yapılıyordu. O bölgeye gönüllü giden hekimler çok başarılıydı, maaşımız da iyiydi. Kaymakam ayaklandı, ‘Vay doktor benden nasıl yüksek maaş alır’ diyerek. Halbuki kaymakamın çalışması ile benimki bir değil ki. Siyasete kurban ettiler sağlığı. Demirel, başka türlü yaptı, Ecevit farklı bir şey yaptı. O dönemlerde biz muayenemizi yaparken, hissiyatımızı geliştirmiştik. Kapıdan giren hastaya baktığımız anda, ‘Bundan şu çıkabilir’ diye düşünürdük. Duyularımızı geliştirmiştik. Hislerimizle hareket ederdik. Şimdi doktorluk kelimesini kaldırıyorlar, onun yerine Tıp Mühendisliği diyorlar. Bu teknoloji ile reçeteyi teknoloji yazıyor, teşhisi teknoloji koyuyor. Her şeyi makine yapıyor… Hoş değil. Yeni yetişenler daha öncesini görmedikleri için mukayese de edemiyorlar.<img decoding="async" class=" wp-image-12368 alignright" src="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/unnamed2-225x300.jpg" alt="" width="452" height="602" srcset="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/unnamed2-225x300.jpg 225w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2020/09/unnamed2.jpg 720w" sizes="(max-width: 452px) 100vw, 452px" /></p>
<p><strong>Kanser hastalarından artış olduğuna dair bir görüş var. Sizin yorumunuz nedir?</strong></p>
<p>Pek çok hastalık ortadan kalktı ama onların yerine yenileri de geldi. Kas erimeleri arttı mesela. SMA, ALS gibi beyni etkileyen pek çok hastalık çıktı ortaya ve bunlar öldürmüyor, süründürüyor. Kanserin arttığı ile ilgili bir algı var ama bu hastalık her dönemde vardı zaten. Nüfus arttığı için kanser çok görünüyor. Kanserde patlama yok. Herkes kanser olmaz. Hassasiyeti, iç yapısı, düşüncesi, aldığı gıda hepsi etkiliyor. Her şey kanser yapıyor deniyor, ama herkes kanser olmuyor. Bir salgın haline gelmiyor. Çok belli bir sebep olması lazım. Çevre kirliliğinin yakınında olursanız bu sebep olabilir ama o yerleşim yerini oradan uzaklaştırırsanız o hastalıktan da sakınabilirsiniz. Ama kötü bir hastalıktır. Kanseri çok iyi biliyorum. Mücadelesi zordur. Kanser öldüreceğim derse, kendini de feda ederek öldürür.</p>
<p><strong>Bazı aileler çocuklarına aşı yaptırmak istemediklerini dile getirmeye başladılar. Siz nasıl değerlendirirsiniz aşı konusunu?</strong></p>
<p>Aşı yaptırmamak ne demek! Benim torunuma 17-18 tane aşı yapıldı. İsveç’teki yakın tanıdıklarımın torunlarına, çocuklarına o kadar aşı yapılıyor. Bunlar akılsız mı? Bir akıllı bu aşıları yaptırmayanlar mı? Bilgi kirliliği var. Biri ortaya bir şey atıyor. Sonra bunu düzeltmeye çalışıyoruz.<br />
Ben bile aşılarımı yaptırıyorum. Zatürre aşılarımı yaptırıyorum. Grip aşılarımı yaptırıyorum.</p>
<p><strong>Risk grubunda bulunuyorsunuz.  Yaşadığınız huzurevinde n</strong><strong>e gibi önlemler alınıyor?</strong></p>
<p>Nilüfer Belediyesi İnci ve Taner Altınmakas Huzurevi’nde kalıyorum. 14 Mart’ta, Tıp Bayramı’nda bizim huzurevine karantina geldi. Hepimiz odalarımızda 14 gün boyunca bekledik. Hastalanan var mı yok mu baktılar. Hasta yoksa ki çıkmadı. Dışarıya gidiş gelişlerimiz düzenlendi. Dışarıdan döndüğümüz zaman 14 gün karantina uygulanıyor yine. Diyeceğim o ki bu işi çok güzel başardılar. Şimdi ben bugün dışarı çıktım değil mi. 14 gün karantinada kalacağım. Çok iyi takip ediyorlar. Bir belirti çıkarsa da hastaneye göndermiyorlar, aile hekimleri çok güzel bir şekilde takip ediyorlar. İlaçları gönderiyorlar, hemşireler uyguluyor. Tedaviler odalarımızda yapılacak. Neyse ki hiçbir vaka çıkmadı. 6 ay boyunca içeride kapalı kalmak kolay değil ama hayatları garantide.</p>
<p><strong>Türkiye’nin salgın yönetimini nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p>Başlangıçta, iyi götürüyorlar zannettik. Başarılı zannettik. Bir süre sonra işin kokusu çıktı. Maalesef hiçbir şey beceremediler. AVM’ler, düğünler serbest bırakıldı yanlış bir şekilde.</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-sistemi-siyasete-kurban-ediliyor/">Sağlık sistemi siyasete kurban ediliyor</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa’da 3 ayda 29 hekim istifa etti</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/bursada-3-ayda-29-hekim-istifa-etti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 10:37:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[alpaslan türkkan]]></category>
		<category><![CDATA[bursa tabip odası]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[istifa]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kırgın]]></category>
		<category><![CDATA[kızgın]]></category>
		<category><![CDATA[normalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[tabip odası]]></category>
		<category><![CDATA[üzgün]]></category>
		<category><![CDATA[yeni normal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=12270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Alpaslan Türkkan, COVID-19 ile mücadele sürecini değerlendirdi. Hekimler ve sağlık çalışanlarının, kötü çalışma şartları nedeniyle tükenme noktasına geldiğini belirten Türkkan, “Sadece Bursa’da son 3 ay içinde 29 hekim kamudan istifa etti. Bizim kayıtlarımıza göre, bu arkadaşlarımızdan 21’i özel sektöre geçerken,4‘ü muayenehane açtı, 4 meslektaşımız ise emekliliği seçti” dedi. Bazı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/bursada-3-ayda-29-hekim-istifa-etti/">Bursa’da 3 ayda 29 hekim istifa etti</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Alpaslan Türkkan, COVID-19 ile mücadele sürecini değerlendirdi. Hekimler ve sağlık çalışanlarının, kötü çalışma şartları nedeniyle tükenme noktasına geldiğini belirten Türkkan, “Sadece Bursa’da son 3 ay içinde 29 hekim kamudan istifa etti. Bizim kayıtlarımıza göre, bu arkadaşlarımızdan 21’i özel sektöre geçerken,4‘ü muayenehane açtı, 4 meslektaşımız ise emekliliği seçti” dedi.</p>
<p><strong>Bazı hastanelerde yatacak yer kalmadı</strong></p>
<p>“Biz pandeminin başından bu yana kamuoyuna herhangi bir sayı, veri açıklamadık” ifadelerini kullanan Doç. Dr. Türkkan, bunun nedenini ise şöyle açıkladı: “Biz bu sayıları açıklamadık, çünkü elimizde somut bir kanıt yok. Meslektaşlarımızdan duyduklarımız var ki onlar da vaka sayılarının söylenenden çok daha fazla olduğu yönünde. Bazı hastanelerde yatacak yer kalmadı, pozitif çıkan hasta sayısının ise çok daha yüksek olduğunu biliyoruz. İl Pandemi Kurulu’nda yer almak istediğimizi, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’ne ilettik, cevap bile vermediler.” Başkan Türkkan şöyle devam etti: “Bursa her ne kadar Türkiye’nin 4’üncü büyük kenti, en çok ihracat gerçekleştiren, ekonomik olarak güçlü illerinden birisi olmasına rağmen, sağlık alanında buna paralel bir durum yok.”</p>
<p><strong>Süreci yönetmesi gereken kamudur</strong></p>
<p>Hekimler ve sağlık çalışanları olarak kırgın olduklarını sözlerine ekleyen Alpaslan Türkkan, salgınla mücadelede yükün halka ve sağlık çalışanlarına yüklendiğini belirterek, “Süreci yönetmesi gereken kamudur. Kuralları ve önlemleri uygulaması gerekenler, bunları yapmayıp her şeyi halktan ve sağlık çalışanlarından bekleyemezler. Defalarca söyledik, daha sağlık çalışanlarını koruyamayanlar, halkı hiç koruyamazlar. Öncelikle sağlık çalışanlarının, hekimlerin çalışma koşulları iyileştirilmelidir. Yeni normal diye lanse edilen dönemin, eski normalden çok da bir farkı yok. Bu yüzden de vaka sayıları artıyor, artmaya da devam edecektir” diye konuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/bursada-3-ayda-29-hekim-istifa-etti/">Bursa’da 3 ayda 29 hekim istifa etti</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
