<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sağlık bakanlığı arşivleri - Bursa Tabip Odası</title>
	<atom:link href="https://www.bto.org.tr/tag/saglik-bakanligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bto.org.tr/tag/saglik-bakanligi/</link>
	<description>MEDICAL CHAMBER OF BURSA</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Nov 2022 13:18:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2018/07/cropped-bto-ikon-32x32.png</url>
	<title>sağlık bakanlığı arşivleri - Bursa Tabip Odası</title>
	<link>https://www.bto.org.tr/tag/saglik-bakanligi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi Sağlığa Zararlıdır</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-2023-yili-butce-teklifi-sagliga-zararlidir-toplum-sagligi-dusunulerek-yeniden-yapilandirilmalidir/</link>
					<comments>https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-2023-yili-butce-teklifi-sagliga-zararlidir-toplum-sagligi-dusunulerek-yeniden-yapilandirilmalidir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2022 13:17:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=22657</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi üzerine değerlendirmesini, 11 Kasım 2022 tarihinde bir basın toplantısı ile açıkladı. Toplantıda kısa bir söz alan TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten; bugün bu açıklamada yer alması gereken Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın haksız, hukuksuz, adaletsiz ve antidemokratik tutukluluğunun bir an önce sonlandırılması [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-2023-yili-butce-teklifi-sagliga-zararlidir-toplum-sagligi-dusunulerek-yeniden-yapilandirilmalidir/">Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi Sağlığa Zararlıdır</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi üzerine değerlendirmesini, 11 Kasım 2022 tarihinde bir basın toplantısı ile açıkladı.</p>



<p>Toplantıda kısa bir söz alan TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten; bugün bu açıklamada yer alması gereken Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın haksız, hukuksuz, adaletsiz ve antidemokratik tutukluluğunun bir an önce sonlandırılması çağrısı yaptı. Sağlık Bakanlığı bütçesinin azaltıldığını, tedavi edici hizmetlere %70 pay ayrılırken koruyucu sağlık hizmetleri payının %30 ile sınırlı tutulduğunu söyleyen Ökten, <em>“Esasen bunun tam tersi olması gerekir. Bizim birinci basamağı kuvvetlendirecek, toplum sağlığını koruyacak bir sisteme ihtiyacımız var. Aksi halde aylar sonraya verilen randevu, ameliyat tarihi gibi sorunlar katlanarak sürecektir”</em> dedi. Son olarak 13 şehir hastanesine %23 pay ayrılmasına tepki gösteren Ökten, bu sayının ilerleyen yıllarda 31’e yükselmesi halinde sağlık bütçesinin çok daha dengesiz hale geleceğini, diğer kamu hastanelerinde nasıl hizmet verileceğinin belirsizleşeceğini ifade etti.</p>



<p>TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Adalet Çıbık tarafından okunan açıklama şöyle:</p>



<p><strong>Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi Sağlığa Zararlıdır;</strong></p>



<p><strong>Toplum Sağlığı Düşünülerek Yeniden Yapılandırılmalıdır!</strong></p>



<p>Türkiye’de genel bütçe, AKP’nin hükümet olmasıyla birlikte, bir yandan “sosyal devlet” hedefi daha da zayıflarken; diğer yandan şirketleri, sermaye sahiplerini vergi vermekten neredeyse azade eden uygulamalarla toplumsal eşitsizlikleri daha da artıran bir içerik kazandı. Bu tablo, elbette yeni değil. Ancak, AKP’nin 20 yıllık iktidarıyla geldiğimiz Kasım 2022 itibarıyla bütçe, yoksulu daha yoksul ve aç, zengini çok daha zengin yapan ekonomik ve sosyal politikaların hayata geçirilmesinin aracı yapıldı.</p>



<p>Öyle ki kurumlar vergisi adıyla şirketlerden, sermaye sahiplerinden alınan vergi 1999 yılında yüzde 46 iken aşama aşama azaltılıp, 2022 yılında yüzde 22’ye düşürüldü. Bu uygulamayla şirketler ve sermaye sahipleri tarafından ödenmesi gereken vergi oranı yüzde 52 azaltılmış oldu. Başka bir ifadeyle, şirketler ve sermaye sahipleri oran olarak bu yıl, 23 yıl önce ödemeleri gereken verginin yarısından daha azını ödemeleri gerekiyor. Buna karşın, örneğin, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı bütçeleri, topluma sunmakla yükümlü oldukları hizmeti asgari ücretli ailelere bile para almadan sunabilecekleri düzeye çıkartılmadı. Toplumun devlet tarafından sunulmakta olan sağlık hizmetlerine, eğitim-öğretime, tiyatroya vb. ulaşabilmesi ve yararlanabilmesi için cebinden önemli miktarlarda harcama yapması gerekiyor.</p>



<p>Yukarıda paylaşılanlar doğrudan hükümet tarafından hazırlanıp çıkartılan yasayla hayata geçirildi. AKP, 2023 yılında da devam etmesi için çaba harcıyor, tutum alıyor. Bilindiği gibi, Türkiye’de bütçe, esasında bir yasadır. Kamuoyu ve yetkililer tarafından “bütçe”, “genel bütçe” ya da örneğin “2022 yılı bütçesi” olarak adlandırılmakla birlikte, açık adı “… Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Yasası”dır. Ve geçerlilik süresi bir yıl ile sınırlıdır. Genel bütçe, benzer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de toplumsal kaynağın kimlerden ve ne kadar alınarak oluşturulacağı ile toplumsal kaynağın kimler için ve hangi alanlara harcanacağı-dağıtılacağı kararının somutlaşmış metnidir. Diğer bir ifadeyle, bütçe, bu kararın yasaya dönüştürüldüğü, toplumsal meşruiyetin yanı sıra, hukuksal meşruiyet de sağlayan bir belgedir. Onun için, TTB’nin 6023 sayılı kuruluş yasasından gelen sorumluluğu nedeniyle, her yıl özenle inceliyor ve değerlendirmelerimizi de kamuoyu ile paylaşıyoruz.</p>



<p>Bilindiği gibi, Haziran 2018 genel seçimleri sonrasında uygulamaya giren Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte, bütçeyi Cumhurbaşkanlığı hazırlıyor ve cumhurbaşkanı tarafından bir yasa teklifi olarak TBMM Başkanlığı’na iletiliyor. “2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi” de 17 Ekim 2022 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunuldu ve Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, maalesef basına-halka kapalı olarak görüşülmeye başlandı.</p>



<p>Toplam bütçe teklifi bir önceki yılın teklifine göre yüzde 150,3 artırılarak, 4 trilyon 469 milyar 570 milyon 19 bin TL gider ve 4 trilyon 248 milyar 666 milyon 270 bin TL gelir olarak sunuldu. Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan beşinci bütçe olmasına karşın, denk bütçe yapılamamış, daha teklif halindeyken gelirde yaklaşık yüzde 5’lik bir eksiklik yaratılmıştır. Bunun parasal karşılığı 220 milyar 903 milyon 749 bin TL’dir. Öyle ki Milli Savunma, Adalet, Dışişleri bakanlıkları başta olmak üzere birçok bakanlığın bütçesinden çok daha fazladır.</p>



<p>Cumhurbaşkanlığı, 2023 yılı bütçe gelirlerinin yüzde 86,5’inin vergi gelirlerinden sağlanmasını teklif etmektedir. Yanı sıra, vergi gelirlerinin de yalnızca yüzde 17,4’ünün kurumlar vergisi üzerinden toplanması hedeflenmiştir. Hedeflenen vergi gelirinin büyük bölümünün yine çalışanların maaş ve ücretlerinden, küçük esnafın ve köylünün kazancından kesilecek-alınacak vergilerle ve KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler üzerinden sağlanması hedeflenmektedir. Başka bir ifadeyle, cumhurbaşkanlığı, 2023 yılı bütçe gelirlerinin vergilerden karşılanması planlanan 3 trilyon 673 milyar 735 milyon 478 bin TL’lik bölümünün, yalnızca 638 milyar 975 milyon 349 bin TL’lik kısmının kurumlar vergisi kapsamında şirketlerden ve sermaye sahiplerinden alınmasını teklif etmektedir. Bu teklifin hayata geçirilmesi daha önceki yıllarda olduğu gibi eşitsizlikleri ve yoksulluğu artıracaktır. Adil değildir. Hakkaniyetsizdir. Yalnızca bu nedenle dahi kabul edilebilir değildir. Bütçe gelirleri öncelikle kârdan, ranttan, faizden alınacak vergilerle sağlanmalıdır. Gıda, ilaç, kitap, su, elektrik, doğalgaz, sağlık, eğitim başta olmak üzere, mal ve hizmet alımlarında KDV, ÖTV vb. dolaylı vergiler kaldırılmalıdır. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınacak adil bir bütçe teklifi hazırlanmalıdır.</p>



<p>COVID-19 pandemisi pek çok ülkenin sağlık sistemini olumsuz etkiledi ve önceden var olan eşitsizlikleri artırdı. Türkiye’de de sağlık sisteminin insanların sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen değil, hastaların tedavisini önceleyen ve bunun üzerinden rant sağlamaya dönük bir sistem olduğunu görünür hale getirdi. Pandeminin ilk dönemlerinde ulaşılamayan sağlık hizmetleri nedeniyle, biriken gereksinimler, ilerleyen zamana rağmen karşılanamadı. Sistem tıkandı. Genel sağlık sigortası kapsamında olup prim borcu olmayanlar dahi gereksinim olduğunda hizmete ulaşamıyor. Haftalar, aylar sonrasına muayene, tetkik ve ameliyat randevularının verilmesi sıradanlaştı. Toplumun daha fazla mağdur edilmemesi hekimler ve sağlık emekçilerinin daha fazla şiddete uğramaması için sağlık sisteminin masaya yatırılması, neoliberal politikaların en kısa sürede sağlık sisteminden sökülüp atılması gerekiyor.</p>



<p>Yaşanmakta olan sorunların yarattığı gereksinimler, bütçe teklifini hazırlayanlar tarafından görülmemiş olacak ki genel bütçe içinde Sağlık Bakanlığı bütçesinin payı, 2022 yılı için yüzde 6,63 iken 2023 yılı için yüzde 6,56 olarak belirlenmiş. Bırakalım artırılmasını, maalesef payı azaltılmış. Bu yetmezmiş gibi bakanlığın azalan payının yanı sıra, bakanlığın bütçesi içinde “koruyucu sağlık programının” payı da bir önceki yıla göre azaltılmaktan kurtulamamış; yüzde 33,4’den yüzde 28,7’ye indirilmesi teklif ediliyor. Yetmiyor. Bakanlık bütçesindeki payı 2022 yılında yüzde 64,2 olan ve 2023 yılında yüzde 69,6 olması teklif edilen “tedavi edici sağlık programının” başında da büyük bir kara delik var: Şehir hastaneleri! Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi; “tedavi edici sağlık programı” için ayrılan bütçenin yüzde 22,9’unun şehir hastanelerinin patronlarına kira bedeli ve hizmet alım bedeli olarak ödenmesini içeriyor.</p>



<p>Türkiye’de yaşayan milyonlarca mülteci ve göçmen “görmezden gelindiğinde” bile Sağlık Bakanlığı bütçesinden kişi başına yaklaşık 3.370 TL düşüyor. Buna karşın, bilindiği gibi, sağlık hizmetlerinde teknoloji kullanımı arttıkça gereksinim duyulan emek gücü de artıyor. Başka bir ifadeyle, sağlık hizmetleri günümüzde emek yoğun bir alan. Çalışan sayısı oldukça fazla. Bu nedenle, Sağlık Bakanlığı bütçesinden çalışanlara yapılacak ödemelerle sosyal güvenlik kurumlarına yatırılacak primleri çıkarttığımızda, kişi başına düşen payın 1.513 TL’ye gerilediğini görüyoruz. Söz konusu eksiltmelere, şehir hastanesi patronlarına yapılan ödemeleri de eklediğimizde, 2023 yılı için Sağlık Bakanlığı’nın doğrudan kişi başına yapabileceği harcamanın (kişi başına düşen payın) 1.008 TL’ye düştüğünü görüyoruz. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının arttığı bir dönemde Sağlık Bakanlığı ve SGK tarafından sağlık emekçilerinin mesleki riskleri dikkate alınarak hak görülmeyen grip aşısının, 250 TL’ye satıldığı bir Türkiye’de, Sağlık Bakanlığı bütçesini kişi başına düşen miktarı üzerinden değerlendirildiğimizde de kabul edilemez buluyoruz.</p>



<p>Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi, programlar ve ekonomik sınıflandırma düzeyinde incelendiğinde, sağlık hizmeti sunumu kapsamında “Koruyucu Sağlık Programı” ve “Tedavi Edici Sağlık Programı” olmak üzere, iki ana programdan oluşmaktadır. Sağlık Bakanlığı, 2023 yılı bütçesinde başlangıç ödeneğinin yüzde 28,7’sinin (84 milyar 39 milyon 447 bin TL) koruyucu sağlık programına, yüzde 69,6’sının da (204 milyar 35 milyon 173 bin TL) tedavi edici sağlık programına ayrıldığı görülmektedir. Teklifte yer alan her iki ana program kapsamında, Sağlık Bakanlığı tarafından istihdam edilen çalışanların gideri ile sosyal güvenlik devlet primi gideri dışarıda tutulup hesaplama yapıldığında, Sağlık Bakanlığı 2023 yılı başlangıç ödeneğinde doğrudan koruyucu sağlık programı için ayrılan payın 51 milyar 898 milyon 721 bin TL’ye, doğrudan tedavi edici sağlık programı için de 79 milyar 809 milyon 554 bin TL’ye kadar azaldığı görülmektedir. Buna göre, Sağlık Bakanlığı tarafından 2023 yılı boyunca kişi başına koruyucu sağlık hizmetleri için 596 TL, tedavi hizmetleri için de 917 TL harcama yapılmasının planlandığı görülmektedir. Yıllık enflasyonun yüzde 180’leri bulduğu, hemen her şeyin fiyatının neredeyse ayda hatta haftada birkaç kez arttığı günümüzde, bir defa daha “Bu bütçe kabul edilemez!” diyoruz. Sağlık Bakanlığı’nın 2023 yılı için bütçe teklifi 675 milyar TL’den, genel bütçe toplam giderinin yüzde 15’inden daha az olmamalıdır.</p>



<p>Seksenli yıllarla birlikte, neoliberal ekonomik ve sosyal politikalar kapsamında, hiçbir bilimsel bilgiye dayanmamasına karşın, “kamu verimsizdir, devletin üretimdeki payı küçültülmelidir” saptamalarına dayanan; kamuya ait işletmelerin özel sektöre satılması ve kamu hizmetlerinin piyasaya açılması ile uygulanan özelleştirmeler, 2000’li yıllarla birlikte hedefi doğrultusunda geliştirilip yeni yeni formlarda uygulanmaya başlandı. Bunlardan en önde gelenini “Kamu Özel Ortaklığı” uygulamaları oluşturuyor. Günümüzde, bütün yönleriyle kanıtlandığı gibi, bu uygulamaların ana hedefi, ülkelerin kamusal kaynaklarının döviz bazında ulusötesi sermaye sahipleriyle, bunların taşeronları olarak çalışan yerli sermaye gruplarına aktarılmasıdır. Söz konusu sözleşmeler, kamuya ait arsaların tahsisinden, inşaat için kredi verilmesine, gelmeyen hasta ve yolcu için ya da geçmeyen araç için şirketlere karşı döviz bazında borçlu olmayı kabul etmeye kadar bütünüyle toplumsal yarar karşıtı olan birçok uygulamayı içinde barındırmaktadır. AKP hükümetleri ile birlikte, benzer ekonomik kategorideki ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’nin de emekçi sınıflar, işçiler, köylüler, kendi hesabına çalışanlar vb. için kara deliklerinden önemli birisi de kamu özel ortaklığı kapsamında yürütülen hizmet sunumu, yatırım, bakım ve onarım vb. faaliyetler için şirketlerle yapılan sözleşmeler oluşturmaktadır. Bilindiği gibi ister şehir hastanesi ister köprü ister hava alanı, isterse otoyol vb. için olsun kamu özel ortaklığı kapsamında yapılan sözleşmelerin özü değişmemektedir.</p>



<p>Sağlık Bakanlığı bütçe teklifinde halen hizmet sunmakta olan şehir hastanelerine, 2023 yılı itibarıyla, tedavi edici sağlık programı kapsamında kira bedeli olarak 27 milyar 716 milyon TL, hizmet alımı için de 18 milyar 946 milyon TL olmak üzere, toplam 46 milyar 662 milyon TL ödenmesinin planlandığı görülmektedir. Söz konusu bedel, Sağlık Bakanlığı’nın tedavi edici sağlık programına ayrılan toplam bedelin yaklaşık yüzde 23’ünü, çalışan ücreti ile sosyal güvenlik kurumuna devlet pirimi giderinin çıkartılması sonrasında kalan tedavi edici sağlık programı toplam bedelinin ise yüzde 59’unu oluşturmaktadır. Böyle bir tercihi kabul etmiyoruz. Halkın sağlık hizmetleri için ayrılan parası bir avuç şirkete aktarılmamalıdır. Şehir hastaneleri için yapılmış olan sözleşmeler herhangi bir tazminat ödenmeden feshedilmeli, planlanan ödemeler durdurulmalı ve şehir hastaneleri daha fazla zaman kaybetmeden devlet hastanelerine dönüştürülmelidir.</p>



<p>Bunların yanı sıra, bilindiği gibi Türkiye’de emek gücünü satarak yaşamak zorunda olanların tümü gibi hekimler ve sağlık emekçileri de AKP hükümetleri döneminde daha da yoksullaşmış ve geçinemez hale gelmiştir. Bütçe teklifinde hekimlerin maaş ve emekli aylığına etki edecek 7200 ek göstergenin uygulanması ve özel hizmet tazminat oranlarının yükseltilmesiyle maaşlarda en az yüzde 200 oranında artış yapmaya olanak verecek düzenlemeler 2023 yılı bütçe teklifinde yer almalıdır. Hiçbir hekimin, sağlık emekçisinin aylık gelirinde performans ücretinin payı yüzde 10’u-15’i geçmemeli, gelirlerinin hemen tümünün emekliliğe de yansıtıldığı düzenlemeler hayata geçirilmelidir.</p>



<p>Sağlık Bakanlığı 2023 yılı bütçe teklifinde yer alan hedeflerin neredeyse hiçbiri kabul edilemez. Sağlık Bakanı, 24 Kasım 2022 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapacağı; Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi konuşmasından önce gerekli düzenlemeleri yapmalıdır. Bakanlığın bütçesinde yapılacak düzenlemeler; halkın sağlığının korunması ve geliştirilmesi önceliğiyle toplumun sağlık sorunlarının en kısa sürede ve kamusal olarak çözülmesi, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin çalışma koşullarının ve özlük haklarının insan yaşamına yakışır, günümüzün koşullarına uygun hale getirilmesi ve şiddetin önlenmesi öncelikli hedefleriyle gerçekleştirilmelidir.</p>



<p><strong>Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi</strong></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<div class="jeg_video_container jeg_video_content"><iframe title="Sağlık Bakanlığı Bütçe Teklifi Sağlığa Zararlıdır; Toplum Sağlığı Düşünülerek Yapılandırılmalıdır!" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/MypBOoKrbJA?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></div>
</div></figure>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-2023-yili-butce-teklifi-sagliga-zararlidir-toplum-sagligi-dusunulerek-yeniden-yapilandirilmalidir/">Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi Sağlığa Zararlıdır</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-2023-yili-butce-teklifi-sagliga-zararlidir-toplum-sagligi-dusunulerek-yeniden-yapilandirilmalidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği Değişti; Sağlıksızlık Üreten Politikalar Yeni Yönetmelikte de Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-ek-odeme-yonetmeligi-degisti-sagliksizlik-ureten-politikalar-yeni-yonetmelikte-de-devam-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Nov 2022 12:15:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[puan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ttb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=22641</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından 12 Ağustos 2022’de Resmî Gazete’de yayımlanan “Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği” ile ilgili görüşümüzü “Kâr Odaklı ve Geçici Düzenlemelere Değil, Toplumu Önceleyen Yeni Bir Sağlık Sistemine İhtiyaç Vardır” başlığıyla sunmuştuk. Görüşümüzde, ekonomik kriz koşullarında hekimlerin büyük bölümünün aylık gelirinin yoksulluk sınırının dahi altında kaldığını; yapılan iyileştirmeyle özellikle kamu hastanelerindeki hekimlerin bir bölümünün [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-ek-odeme-yonetmeligi-degisti-sagliksizlik-ureten-politikalar-yeni-yonetmelikte-de-devam-ediyor/">Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği Değişti; Sağlıksızlık Üreten Politikalar Yeni Yönetmelikte de Devam Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sağlık Bakanlığı tarafından 12 Ağustos 2022’de Resmî Gazete’de yayımlanan “Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği” ile ilgili görüşümüzü “Kâr Odaklı ve Geçici Düzenlemelere Değil, Toplumu Önceleyen Yeni Bir Sağlık Sistemine İhtiyaç Vardır” başlığıyla sunmuştuk. Görüşümüzde, ekonomik kriz koşullarında hekimlerin büyük bölümünün aylık gelirinin yoksulluk sınırının dahi altında kaldığını; yapılan iyileştirmeyle özellikle kamu hastanelerindeki hekimlerin bir bölümünün geçici bir süre nefes alabilmesinin olası olduğunu belirtmiştik. Ancak açıklamamızda düzenlemedeki asıl amacın, bizi yok eden ve toplumu daha da sağlıksız hale getiren kâr odaklı politikaların aynı biçimde devam ettirilmesi ve bu politikalara kritik alanlardaki hekimlerin ve toplumun rızasını sağlamak olduğunu söylemiştik. Bu bağlamda yönetmeliğin özü dolayısıyla adil olmayan bir yapıda olduğunu ve yapılan “iyileştirmelerin” de geçici olacağını, hatta çalışma koşullarını daha da kötü hale getireceğini ortaya koymuştuk.</p>



<p>Yönetmelikten sonra bakanlığın ve idarecilerin karar ve eylemlerine baktığımızda da bizleri nelerin beklediği hakkındaki öngörülerimizin ve emekliliğe yansıyan yeterli, tek ücret talebimizin ne kadar doğru olduğunu ne yazık ki bir kez daha gördük. Hastanelerin döner sermayeleri sürekli zarar etmekte ve Sağlık Bakanlığı’ndan gelen ödenekler kullanılarak “taban ve teşvik ek ödeme”leri yapılmaktadır. Sonrasında ise sistemin tıkanıklığının çözülmesi için hekimlerin, etik ve bilim dışı “ek randevu”, “yedek hasta” gibi yeni adlandırmalarla insanlık dışı çalışma koşullarına zorlandıkları görülmektedir. Son zamanlarda ek randevu ve mesai dışı çalışma gibi uygulamalarla hekimler üzerindeki baskının artırıldığı bilgisi tarafımıza iletilmektedir. Ek ödemeler sonrası birçok başhekim ve il sağlık müdürünün hekimlere, <em>“Artık haklarınızı aldınız, bundan böyle hastanelere başvuran kimseyi geri çevirmemelisiniz”</em> gibi konuşmalarla baskı yaptıkları da yine bize iletilen şikâyetler arasındadır.</p>



<p>4924 sayılı Kanuna Göre Sözleşmeli Sağlık Personeli İstihdamı adı altında aynı işi yapan iki hekim arasında 10 bin liradan fazla fark oluşturulmakta ve adaletsizlik daha da derinleştirilmektedir. Ayrıca bu sözleşme hakkının “uyumlu” olana tanınacağı ve sözleşmeli olanlardan disiplin cezası alanların 10 bin liradan fazla ek ödemenin kesileceği tehditleriyle de hekimlerin hak aramasının ve emeğine sahip çıkmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır.</p>



<p>9 Kasım 2022 tarihinde yayımlanan “<em>Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik</em>”te de ek ödeme yönetmeliğinin konunun taraflarına danışmadan ve plansız şekilde hazırlanmasından kaynaklı eksiklerin bir kısmının tamamlanmaya çalışıldığı göze çarpmaktadır. Ayrıca yönetmeliğe karşı tepkimizin de etkisiyle bazı alanlarda taban ve teşvik ek ödeme katsayılarında bir miktar artış yapıldığı görülmüştür. Bu artışta, faaliyetlerinin gelir getirici olmaması nedeniyle teşvik ek ödemesi verilmeyen veya taban/teşvik ek ödemeyle ilgili katsayıları daha düşük olan ve uzun süredir memnuniyetsizliklerini dile getiren temel tıp bilimleri, il sağlık müdürlüğü, toplum sağlığı merkezi, entegre ilçe devlet hastaneleri, 112 acil sağlık hizmetleri istasyonlarında çalışan hekimlerin, kamu eczacılarının katkısı bulunmaktadır. Ancak sürekli olarak “düzenlemelere düzenleme” yapılmasına rağmen, adil bir yapının hedeflenmediği de açıktır.</p>



<p>Yapmamız gerekenin sağlığımızı bozan politikaların devamını kabullenmek değil; başka bir sağlık sistemini hep birlikte inşa etmek olduğunu bir kez daha belirterek yönetmelikteki değişiklikler hakkındaki bilgi notumuzu paylaşıyoruz:</p>



<p><strong><u>BİLGİ NOTU:</u></strong></p>



<p><strong>Konu:</strong> 09.11.2022 tarihli Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik</p>



<p>Yönetmeliğin kapsamı, “birlikte kullanım kapsamında hizmet sözleşmesi imzalanan üniversite personelini” de içerecek şekilde değiştirilmiş; değişikliklerin bir bölümü de buna bağlı olarak yapılmıştır.</p>



<p>“Eğitim ve araştırma katsayısı” şeklinde birlikte kullanım kapsamında hizmet sözleşmesi imzalanan üniversite personeli yönünden tanım eklenmiş; bu şekilde gelire katkısı olmayan ve tıbbi işlemler puanı üretme imkânı bulunmayanlar için 0-1 arası katsayı belirlenmiştir.</p>



<p>Afet ve acil durumlar ile Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yürütülen operasyonlarda görevlendirilenlere kadrosunun bulunduğu yer esas alınarak ek ödeme yapılıyordu. Değişiklikle istenirse kadrosunun bulunduğu yer, istenirse bakanlıkça belirlenen sağlık tesisi dikkate alınarak ek ödeme yapılacaktır.</p>



<p>Eğitim ve araştırma katsayısının, birlikte kullanım kapsamında hizmet sözleşmesi imzalanan üniversite çalışanlarının “mesai içi ham puan” hesaplamasında çarpan olarak kullanılacağı belirtilmiştir.</p>



<p>Eğitim ve araştırma hastaneleri ile diğer sağlık tesislerinin üniversite ile işbirliği yapılan birimlerinde ham puanın hesaplanması maddesindeki “mesai dışı çalışan personelin ham puan” hesabında kullanılan “mesai dışı toplam puan” hesaplamasında başhekimlikçe sağlık tesisi/klinik/branş bazında hesaplama yapılabileceği yazılıydı. Değişiklikle, branş bazında hesaplama yapılması durumunda hangi formülün kullanılacağının düzenlendiği görülmektedir. Ayrıca bireysel olarak mesai dışı çalışanlardan, “diğer personel” konusu daha önce düzenlenmemişken, değişiklikte formülü gösterilerek düzenlenmiştir.</p>



<p>İl sağlık müdürlüğü, il sağlık müdürlüğü birimleri, ulusal referans laboratuvarları ile Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nda çalışanlara yapılacak ödemeye ilişkin <em>“Birim veya personel için belirlenen hedef puanlarına, toplu sözleşme hükümlerinden kaynaklanan artışlar eklenir”</em> cümlesinin kaldırılmış olduğu görülmektedir. Düzenleme olarak bu gruptakilere de bir teşvik ek ödemesi getirildiği anlaşılmaktadır.</p>



<p><strong><em>*Teşvik ek ödemenin formülü: Taban Ek Ödeme x Aktif Çalışılmış Gün Katsayısı x Birim Teşvik Katsayısı</em></strong></p>



<p>* Bu tutar, profesör ve doçent unvanlı çalışanlara, entegre ilçe devlet hastanesi başhekimi, toplum sağlığı merkezi başkanı, halk sağlığı laboratuvar sorumlusu ve yan dal uzmanları için %20’ye kadar artırımlı uygulanabilir.</p>



<p>Aktif Çalışma Gün Katsayısı: (Aydaki mevcut gün sayısı – Çalışılmayan gün sayısı) / Aydaki mevcut gün sayısı. Bir ayda çalışılması gereken mesai saati tamamlanmış ise katsayı “1”dir.</p>



<p>Birim Teşvik Katsayısı: Birim teşvik hedeflerinin gerçekleşme oranına göre 0 ile 1 arasında değişen katsayıdır. Birim teşvik katsayısına toplu sözleşme hükümlerinden kaynaklanan artışlar eklenir.</p>



<p><strong><em>Taban Ek Ödeme Formülü: (Memur Maaş Katsayısı x En Yüksek Devlet Memuru Göstergesi x Taban Ek Ödeme Katsayısı x Aktif Çalışma Gün Katsayısı)</em></strong></p>



<p>Hesaplanan brüt ücretlerden gelir ve damga vergileri kesilir</p>



<p>Memur Maaş Katsayısı: 0,333603</p>



<p>En Yüksek Devlet Memuru Göstergesi: 9500</p>



<p>En Yüksek Devlet Memuru Aylığı (3169,22): Memur Maaş Katsayısı x En Yüksek Devlet Memuru Göstergesi:</p>



<p>Taban Ek Ödeme Katsayısı: Uzman hekimler için 4,5; pratisyen hekimler için 2,26</p>



<p>Gelir Vergisi: O yıldaki alınan toplam ücrete göre gelir vergisi dilimi hesaplanır ve aylık brüt ücretten&nbsp; %15’ten %40’a kadar kesinti yapılabilir</p>



<p>Damga Vergisi: Hesaplanan aylık brüt ücret x 0,00759</p>



<p>Ek-2 Hizmet Alanı-Kadro Unvan Katsayıları Tablosunda birtakım değişiklikler bulunmaktadır. Ancak bu değişiklikler genellikle katsayıların artırılması veya eksiltilmesi şeklinde değil, sadece uygulanacak kişi tarifleri bakımından yapılmış değişiklikler olarak görülmektedir.</p>



<p>-Tıbbi Histoloji ve Embriyoloji uzmanı için sadece ÜYTE’de (Üremeye Yardımcı Tedavi) çalışma değil, ruhsatlı laboratuarda çalışma da eklenmiştir.</p>



<p>&#8211; “Eğitim Görevlisi, Uzman Tabip /Başasistan kadrosuna atanan Doçent ve Profesör ile Doktor Öğretim üyesi kadrosunda bulunup Doçent unvanı alanlar” bölümlere ayrılarak farklı oranlarda ödeme yapılması getirilmiştir.</p>



<p>&#8211; “Tıbbi işlemler puanı bulunmayan tıbbi ve idari ünitelerde, sağlık tesislerine entegre 112 acil sağlık istasyonlarında çalışan tabip, diş tabibi, uzman tabip ve uzman diş tabibi ve temel tıp bilimleri uzmanları (anatomi, fizyoloji ve benzeri.)” bölümünden “temel tıp bilimleri uzmanları (anatomi, fizyoloji ve benzeri.)” ibaresi çıkartılmış, yerine branşında Hizmet Alanı Kadro Unvan Katsayısı&nbsp; (HAKUK – teşvik ek ödeme hesabında kullanılan bir katsayıdır) belirlenmemiş olan denilmiştir.</p>



<p>&#8211; “Yoğun bakım, palyatif bakım merkezleri, yeni doğan, yanık, evde sağlık hizmetleri, diyaliz ve kemik iliği nakil ünitelerinde çalışan pratisyen tabipler” katsayısının branşında HAKUK belirlenmemiş uzman tabiplere de uygulanmasına ilişkin ek yapılmıştır.</p>



<p>&#8211; “İlk ve acil yardım kliniklerinde, acil servis/polikliniklerinde görev yapan temel tıp bilimleri uzmanları ile pratisyen tabipler” satırından “temel tıp bilimleri” ibaresi çıkartılmış, “branşında HAKUK belirlenmemiş uzmanlar” denilmiştir.</p>



<p>Ek 3-A Taban Ödeme Katsayılarında bazı değişiklikler:</p>



<p>&#8211; Gelire katkısı olmayan temel tıp bilimi öğretim üyelerinin katsayıları 1,50’den 4,00’e çıkartılmıştır.</p>



<p>&#8211; Yeni bir satır olarak “Öğretim Görevlisi (Doktora veya Tıp ve Dişhekimliğinde Uzmanlığını bitirmiş” eklenmiş ve katsayısı 4,00 olarak belirlenmiştir.</p>



<p>&#8211; Asistan/araştırma görevlisi (Gelire Katkısı Olmayan-Temel Tıp, Diğer) satırında katsayı 0,80 iken 3 olmuştur.</p>



<p>&#8211; “Hizmet sınıfı (Tabip olmayan)” şeklindeki bölümlendirmeden vazgeçilmiş ve liste devam etmiş. Bu bölümdeki “Profesör, Doçent, Doktor Öğretim Üyesi (Gelire Katkısı Olmayan)” ibaresi “Öğretim Görevlisi (Doktora veya Tıp ve Dişhekimliğinde Uzmanlığını bitirmemiş” şeklinde değiştirmiş, 0,32 katsayısı korunmuştur.</p>



<p>&#8211; 0,50 olan eczacı taban ek ödeme katsayısı 1,20 olmuştur.</p>



<p>Ek 3-B Taban Ek Ödeme Katsayılarından İl Sağlık Müdürlüğü ve Birimleri Bölümünde yer alan eczacı katsayısı 0,50’den 1,20’ye çıkartılmış.</p>



<p>Ek-4 “Artırımlı Ödeme Yapılacak Hizmet Sunum Alanı Tablosu”nda değişiklik yapılmış, böylece “Evde Sağlık Hizmetleri” katsayısı 0,10’dan 0,30’a çıkmış, “Girişimsel Radyoloji Birimleri” katsayısı 0,30 ve “Nükleer Tıp Hizmetleri” katsayısı 0,20 olarak ilk defa eklenmiş. Ayrıca açıklama kısmında yer alan “Yataklı servislerin sorumlu hemşirelerine” ibaresi “Yataklı servislerin sorumlusuna” olarak değiştirilmiş.</p>



<p>Ek-5 Sağlık Tesisi Puan Ortalamasından Yararlanacaklar Tablosu’nda bazı değişiklikler yapılmış. A Bölümündeki değişiklikler yukarıda belirtilen kapsama eklenenler, histoloji embriyoloji uzmanlarının görev yerinin genişletilmesi, branşı için HAKUK belirlenmemiş uzmanlar için diğer bazı düzenlemeler ile bağlantılı. B bölümündeki değişiklik, daha önce sehven yazılan atıf satırının değiştirilmesi şeklinde.</p>



<p>Ek-6 Ek Puan Tablosunda ek ödemeleri düzenleyen çalışanların çalıştığı sağlık kurumlarının yatak sayısına bağlı olarak kaçına ek puan verileceği belirtilen düzenlemede az sayıda yatağı olan sağlık kuruluşlarındaki ek puan alabilecek çalışan sayısı değiştirilmemiş, 2000 ve üzeri olanlar için 5 iken 15 personele şeklinde artırılmış, “3500 ve üzeri olanlar için 20 personele” ibaresi eklenmiş. Bu satında personel “Bu Yönetmelik kapsamında fiilen ek ödeme hesaplamalarını yapmak üzere başhekim tarafından görevlendirilen” şeklinde belirtilmişken yeni düzenlemede “Başhekimlik tarafından fiilen mutemetlik hesapları yapmak üzere görevlendirilen” denilmiş.</p>



<p>Ek-7 Bilimsel Çalışmalar ve Puanları tablosunun açıklamalar bölümünde yer alan “İlgili ek ödeme dönemi net teşvik puan hesaplamasında atıf puanı toplamı 2000 puanı geçemez.” İbaresindeki “2000” ibaresi “5000” olmuş.</p>



<p>Yürürlük tarihi 01.10.2022 olarak belirlenmiş.</p>



<p class="has-text-align-right"><strong>Türk Tabipleri Birliği Hukuk Bürosu</strong></p>



<p class="has-text-align-right"><strong>Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-ek-odeme-yonetmeligi-degisti-sagliksizlik-ureten-politikalar-yeni-yonetmelikte-de-devam-ediyor/">Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği Değişti; Sağlıksızlık Üreten Politikalar Yeni Yönetmelikte de Devam Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık Bakanı’nın Muayenehane Düzenlemesi ile İlgili Ne Dediği Anlaşılamadı</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/saglik-bakaninin-muayenehane-duzenlemesi-ile-ilgili-ne-dedigi-anlasilamadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Nov 2022 12:57:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ttb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=22637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı tarafından 6 Ekim 2022’de Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde yapılan ve muayenehanesi olan hekimlerin mesleklerini serbestçe yapabilmelerini engelleyip hastaneler zincirinin sömürüsüne terk eden düzenlemelere karşı 12 Ekim 2022 tarihinde Danıştay’da dava açmıştı. Dava konusu işlemin hem Anayasa’ya hem 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a hem de 2219 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-bakaninin-muayenehane-duzenlemesi-ile-ilgili-ne-dedigi-anlasilamadi/">Sağlık Bakanı’nın Muayenehane Düzenlemesi ile İlgili Ne Dediği Anlaşılamadı</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı tarafından 6 Ekim 2022’de Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde yapılan ve muayenehanesi olan hekimlerin mesleklerini serbestçe yapabilmelerini engelleyip hastaneler zincirinin sömürüsüne terk eden düzenlemelere karşı 12 Ekim 2022 tarihinde Danıştay’da dava açmıştı.</p>



<p>Dava konusu işlemin hem Anayasa’ya hem 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a hem de 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu’na aykırı olduğu belirtildi. Ayrıca dava konusu düzenlemelerin sebep ve amaç yönünden de hukuka aykırı olduğu, hekimlerin yanı sıra hasta haklarının da ihlal edildiği ifade edildi. Dilekçede hasta verilerinin Muayene Bilgi Yönetim Sistemi (MBYS) üzerinden aktarılmasının istenilmesinin, özel hayatın gizliliğinin ihlali anlamına geldiği de vurgulandı.</p>



<p>Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca’nın, 6 Ekim 2022’de yayımlanmış olan Özel Hastaneler Yönetmeliği’ndeki değişiklikler hakkında 8 Kasım 2022’de verdiği demeç sonrası, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine yönelik aşağıdaki açıklamayı yapma zorunluluğu doğmuştur:</p>



<p>Sayın Fahrettin Koca yeni yönetmeliğe dair yanlış yönlendirilme bulunduğunu ve sonucunda yanlış anlaşıldığını, Sağlık Bakanlığı’nın muayenehanelere yönelik bir yönetmelik yayımlamadığını belirterek <em>“7 bin muayenehanemiz var ve 7 bin muayenehaneye yönelik bir yönetmelik planlamadık, öyle bir niyetimiz de yok”</em> ifadesini kullandığı bir açıklama yapmıştır.</p>



<p>Aslında yeni yönetmelik tam olarak muayenehane hekimlerinin serbest çalışma haklarını gasp edecek şekilde düzenlenmiş olup <em>“Muayenehanesi bulunan hekimler, muayenehanesine müracaat eden hastalarının teşhis ve tedavisini yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta boş uzman hekim kadrosu olması halinde özel hastanelerde yapabilirler. Özel hastanelerin boş uzman hekim kadrosu olmaması durumunda, ruhsatında ve/veya faaliyet izin belgesinde kayıtlı uzman hekim branşlarındaki toplam kadro sayısının %15’ine kadar uzman hekimle sözleşme imzalayabilir. Aynı branşta birden fazla hekimle sözleşme imzalanmak istenmesi durumunda ilgili branşın toplam kadro sayısının üçte birinden fazla uzman hekim ile sözleşme imzalanamaz”</em> ifadeleri mevcuttur.&nbsp; Yönetmeliğin dayattığı ve nasıl belirlendiği anlaşılamayan bu kotalar serbest hekimlerin ameliyat yapabilmelerini neredeyse imkansız bir hale getirmektedir. Üstelik yeterli kadro olmaması durumunda mesleğini serbest hekimlik uygulaması ile sürdürmek isteyen meslektaşlarımıza bir çözüm de gösterilmemiştir.</p>



<p>Sayın Bakan <em>“Özel hastanelerin yaptığımız planlamayı muayenehane hekimliği üzerinden delmelerine izin vermek istemiyoruz. Son dönemde muayenehane hastaneleri oluşmaya başladı. Sağlık turizminin giderek artmasıyla birlikte herkesin yapılan işlemini kayıt altına almak istiyoruz.&nbsp; Kimse tedirgin olmasın. Biz sadece hastamızın ve yurtdışından gelen hastanın kayıt altına alınmasını istiyoruz. Özel hastanelerde de yapılan uygulamanın ne olduğunu ve kimin yaptığını bilmek istiyoruz”</em> demektedir.</p>



<p>Özel hastanelerin belirlediğiniz planlara varsa uymama durumlarının engellenmesi ancak ve ancak özel hastanelere yaptırımlar uygulanarak mümkün olabilir. Özel hastanelerin kayıtdışı çalışmalarını kontrol altına almanın yolu; serbest hekimlerin ameliyat yapmalarını engellemek değil, özel hastaneleri denetlemek olmalıdır.</p>



<p>Halbuki yeni yönetmelik ile muayenehanelerinde mesleklerini serbest olarak icra eden hekimlerin, hastalarının teşhis ve tedavi işlemlerini özel sağlık kuruluşlarında (özel hastaneler ve tıp merkezlerinde) yapabilme hakları hukuka aykırı olarak kısıtlanmaktadır.</p>



<p>Yönetmeliğin bir gecede yapıldığı ve bir günde uygulamaya konulduğu yönünde iddiaların olduğunu da anlatan Bakan Koca, bunun doğru olmadığını, yönetmelikle ilgili üç ay sürenin tanındığını, bu sürenin ise henüz bir ayını yeni doldurduğunu söylemektedir.</p>



<p>Yönetmelik hazırlanırken hiçbir aşamasında hekimleri temsil eden Türk Tabipleri Birliği, tabip odaları, uzmanlık dernekleri gibi meslek örgütlerinin görüşü alınmamıştır. Yönetmelik yayımlanmış olduğu 6 Ekim 2022 tarihinde yürürlüğe girmiş, bugüne kadar hekimlere ve hekim örgütlerine hiçbir açıklama yapılmamış, üzerinde tartışılmamış, tebliğ edilmemiş, ancak özel hastanelere gönderilen yazılardan yola çıkılarak yönetmeliği uygulamaları için üç ay süre tanındığı öğrenilebilmiştir. Ayrıca çoğu özel hastane yönetmeliği yayımlandığı günden itibaren uygulamaya başlamış olup ameliyathanelerini serbest hekimlerin kullanımına kapatmıştır.</p>



<p>Sayın Bakan bu süreçte iller bazında herhangi bir sorunun olmasının, birtakım farklılıklar yapılabileceğinin altını çizerek <em>“Derdimiz, hastanın kayıt altına alınması, kurumlar arası kamu özel geçişlerin güvenli kayda alınmasını sağlamak. Özel hastanelerin muayenehaneler üzerinden planlamayı delmesine izin vermek istemiyoruz”</em> demektedir.</p>



<p>Sayın Fahrettin Koca <em>“Kamu ve üniversitelerinden yer yer özel hastanelerde işlem yapan hekim arkadaşlarımız var. Bunun da yasal çerçevede kayda geçmesini istiyoruz”</em> ifadelerini kullanmaktadır.</p>



<p>Özel hastanelerde gerçekten kayıtdışı işlemler yapılıyor ve bunlar kontrol edilemiyor ise, bu Sağlık Bakanlığı’nın özel hastaneleri denetleme mekanizmalarında zafiyeti ya da hatası olduğunu gösterir. Kamu ve üniversite hastanelerinde çalıştıkları halde özel hastaneyi kullanan hekimlerin var olduğunu ileri sürerek muayenehane sahibi hekimlerin ameliyat yapmalarının engellenmesi mantık ve hukuk dışıdır.</p>



<p>Özetle, yönetmeliğin çıkarılma sebebi Sayın Bakanımızın belirttiği gibi özel hastanelerin amaç dışı kullanılmalarının engellenmesi ise, bu durum Sağlık Bakanlığı’nın serbest hekimlere değil doğrudan özel hastanelere yönelik kısıtlamalar getirmesiyle giderilebilir. Türk Tabipleri Birliği kayıtdışı, usulsüz sağlık uygulamalarına sonuna kadar karşıdır ve Sağlık Bakanlığı’na bu tür düzenlemeler için destek olmaya hazırdır. Hekimlerin serbest çalışma haklarını kısıtlayan, serbest hekimlerin ve hastaların hastane seçme özgürlüklerini engelleyen hukuka aykırı yönetmeliğin ivedilikle geri çekilmesi gerektiğini bildiririz.</p>



<p></p>



<p class="has-text-align-right"><strong>Türk Tabipleri Birliği Özel Hekimlik Kolu</strong><br><strong>Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-bakaninin-muayenehane-duzenlemesi-ile-ilgili-ne-dedigi-anlasilamadi/">Sağlık Bakanı’nın Muayenehane Düzenlemesi ile İlgili Ne Dediği Anlaşılamadı</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TTB’den Ek Ödeme Yönetmeliği ile İlgili Sağlık Bakanlığı’na Dava</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/ttbden-ek-odeme-yonetmeligi-ile-ilgili-saglik-bakanligina-dava/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2022 12:17:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ttb]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=22403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB), 12 Ağustos 2022 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, hekimlerin haklarını ihlal edip çalışma barışı bozabilecek nitelikte olan Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği’ne 5 Ekim 2022 günü dava açtı. Dava dilekçesinde, keyfiyete varan takdir yetkisi kullanılarak iş barışını bozacak, adalet ve eşitlik ilkeleriyle açıklanamayacak bir şekilde branşlar ve meslekler arasında fark [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/ttbden-ek-odeme-yonetmeligi-ile-ilgili-saglik-bakanligina-dava/">TTB’den Ek Ödeme Yönetmeliği ile İlgili Sağlık Bakanlığı’na Dava</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB), 12 Ağustos 2022 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, hekimlerin haklarını ihlal edip çalışma barışı bozabilecek nitelikte olan Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği’ne 5 Ekim 2022 günü dava açtı.</p>



<p>Dava dilekçesinde, keyfiyete varan takdir yetkisi kullanılarak iş barışını bozacak, adalet ve eşitlik ilkeleriyle açıklanamayacak bir şekilde branşlar ve meslekler arasında fark yaratıldığı vurgulandı. Bakanlığın sağlık hizmetini bütünlüklü olarak değerlendirmeyen, nitelik yerine niceliğe önem veren bakış açısı ile bir yönetmelik hazırladığının belirtildiği dilekçede hizmete katkının doğrudan doğruya yüksek gelir getiren faaliyet olarak ele alındığı ifade edildi. Pratisyen hekimliğe, koruyucu sağlık hizmetlerine ve temel bilimlere verilen emeğin düzenlemelerde değerli görülmediği kaydedilen dilekçede; adalet ve eşitlik ilkeleri ile bağdaşmayan “Ek-2 Hizmet Alanı Kadro Unvan Katsayıları”, “Ek-3A Taban Ödeme Katsayıları” ve “Ek-3B Taban Ödeme Katsayıları”na ilişkin bir kısım düzenlemelerin iptali istendi.</p>



<p>Geçmişte hukuka aykırılık tespiti yapan yargı kararları bulunduğu hatırlatılan dilekçede, buna rağmen yeniden disiplin cezası alanlara taban ödeme yapılmamasına ilişkin getirilen düzenlemenin ikinci bir yaptırım anlamına geldiği, bir kişiye aynı eylem nedeniyle birden fazla ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu da belirtildi.</p>



<p>Dilekçede ayrıca yasaya göre sağlık tesisine fiilen katkı yapmanın ek ödemenin yapılmasında dikkate alınacak bir unsur olmadığının da altı çizildi. İzin sürelerinin tamamında ek ödeme yapılmaması düzenlemeleri ile temel mevzuatta öngörülmeyen bir çalışma şekli olarak getirilen mesai dışı çalışmanın yaşam, sağlık, dinlenme gibi hakları düzenleyen Anayasa maddelerine ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu dile getirildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/ttbden-ek-odeme-yonetmeligi-ile-ilgili-saglik-bakanligina-dava/">TTB’den Ek Ödeme Yönetmeliği ile İlgili Sağlık Bakanlığı’na Dava</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Yasa Teklifi Kabul Edilebilir Değildir</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/yeni-yasa-teklifi-kabul-edilebilir-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2022 11:20:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ttb]]></category>
		<category><![CDATA[yasa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=21200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıkta Dönüşüm Programı ile piyasalaşan; hastaya müşteri, hastanelere işletme ve bizlere de köle gözüyle bakılan Türkiye sağlık sistemi; pandemi ve krizlerin etkisiyle gittikçe tıkanmaktadır. Sağlık sistemindeki tıkanmışlığının çözümü için ise sistemi gözden geçirip değiştirmek yerine; yaşananlardan ders alınmamışçasına, çalışanların üzerine daha fazla yüklenilmektedir. Çalışanların ücretleri her geçen ay erirken çalışma şartları daha da zorlaşmaktadır. Hekimlerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/yeni-yasa-teklifi-kabul-edilebilir-degildir/">Yeni Yasa Teklifi Kabul Edilebilir Değildir</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-style-default"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1600" height="900" src="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2022/06/CAIKLAMA.jpg" alt="" class="wp-image-21201" srcset="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2022/06/CAIKLAMA.jpg 1600w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2022/06/CAIKLAMA-300x169.jpg 300w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2022/06/CAIKLAMA-768x432.jpg 768w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2022/06/CAIKLAMA-1536x864.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></figure>



<p>Sağlıkta Dönüşüm Programı ile piyasalaşan; hastaya müşteri, hastanelere işletme ve bizlere de köle gözüyle bakılan Türkiye sağlık sistemi; pandemi ve krizlerin etkisiyle gittikçe tıkanmaktadır. Sağlık sistemindeki tıkanmışlığının çözümü için ise sistemi gözden geçirip değiştirmek yerine; yaşananlardan ders alınmamışçasına, çalışanların üzerine daha fazla yüklenilmektedir. Çalışanların ücretleri her geçen ay erirken çalışma şartları daha da zorlaşmaktadır. Hekimlerin büyük çoğunluğu yoksulluk sınırının altında ücret alırken, her gün sağlık kurumlarında yaşanan kaos ortamını idare etmek zorunda kalmaktadırlar. Dayanılmaz hale gelen koşullar sonucu son iki yılda binlerce hekim kamudan istifa etmiş ve yine binlercesi yurt dışına gitmektedir. Uzun süredir nitelikli sağlık hizmeti alamayan toplum; artık hekim bulamamaktadır.</p>



<p>Özlük haklarımız ve toplumun sağlık hakkı için Türk Tabipleri Birliği olarak 2021 Ekim ayında başlattığımız “Emek Bizim, Söz Bizim” eylem süreci boyunca 2021 Aralık’ta TBMM’de kabul edilip sonrasında uygunsuz biçimde geri çekilen yasa tasarısı, 14 Mart’ta Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan 5 vaat ve son olarak da sağlıkta şiddet ve malpraktis ile alakalı, etkili olmadığı aşikar olan yasal düzenleme gibi gelişmeler yaşandı. Aylardır oyalama ve algı yönetimi dışında somut bir adım göremiyoruz. 07.06.2022 tarihinde TBMM’ye getirilen yasa teklifi de hayal kırıklıklarımıza bir yenisini ekledi.</p>



<p><strong>Yasa Teklifinin Bazı Maddeleri Hakkında Bilgi Notu</strong></p>



<p>03.08.2018 tarihinde Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe giren 7146 sayılı kanunla 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na ek 84. madde eklenmiş ve kamudan emekli olan tabip veya diş tabibi kadro ve pozisyonları esas alınarak emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmış olup, aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış olan tabip ve diş tabiplerinden ilgili mevzuatına göre uzman olanlara her ay emekli aylıklarıyla birlikte ilave ödeme yapılacağına dair düzenleme yapılmıştır. Yeni düzenleme ile ilave ödeme tutarını belirleyen gösterge rakamları uzman hekimler için 17.000 iken 26.000 hekimler için 13.000 iken 20.000 olarak yükseltilmiştir.</p>



<p>Adli Tıp Kurumu, tıp fakülteleri ve Sağlık Bakanlığı bünyesinde ek ödemelerin merkezi bütçeden karşılanmasına dair ilgili hükümlerde değişiklikler yapıldı. Sağlık Bakanlığı bünyesinde yapılacak ek ödemelerde sağlık kuruluşunun mali durumunun esas olmasına dair kural değiştirilirken amaçlandığı belirtilen “eşitliğin” çıtasının neye göre belirleneceğine dair açıklık getirilmedi.</p>



<p>2547 sayılı kanunun 58. maddesindeki değişiklikle ek ödeme matrahları yükseltilirken 209 sayılı kanunun ek-3. maddesinde değişiklik yapılırken sadece pratisyen tabip ve diş tabipleri yönünden katkıya bağlı olmaksızın yapılacak ek ödeme oranı % 180’den %265’e yükseltilirken bakanlık veya bağlı kuruluşlarının kadrosunda tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık mevzuatına göre diğer kamu kurum ve kuruluşlarında uzmanlık eğitimi veya yan dal uzmanlık eğitimi yaptırılanlar için de bu hükmün uygulanacağı kabul edildi. Böylelikle tıp fakültelerine tahsis edilen az sayıda Sağlık Bakanlığı adına tıpta uzmanlık eğitimi alan hekimlere de ek ödeme yapılacağına dair hüküm konuldu.</p>



<p>209 sayılı kanunun 5. maddesindeki <em>“ek ödeme yapılabilir”</em> ibaresi korunarak bu ödemenin yapılmayabileceğine dair örtük beyan değiştirilmemiştir. Öte yandan <em>“Her bir sağlık tesisinde ek ödemeye esas işlemleri denetlemek üzere inceleme heyetleri oluşturulur”</em> cümlesi eklenmiş, ancak “denetim” yetkisi verilen heyetin bileşimine ilişkin belirleme yapılmadığı gibi sağlık hizmetinin niteliğini artırmaya yönelik bir değerlendirme yapılmasından söz edilmediği de görülmektedir. Madde ile bu düzenlemeler Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın “uygun görüşü” üzerine Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmıştır.</p>



<p>3359 sayılı yasanın “Bazı sağlık personelinin atanması” başlıklı ek madde 1’de düzenlenen açıktan atamalara ilişkin kuraya ilişkin usul ve esaslar ile bunların Sağlık Bakanlığı’ndaki atama ve yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı’nca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği düzenlemesi eklendi. Tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi verebilme yetkisini belirleyen 2. fıkradan <em>“Kamu kurum ve kuruluşlarının uzman tabip, tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman, tabip, diş tabibi ve eczacı kadro ve pozisyonlarına yapılacak açıktan atamalar, açıktan atama izni alınmaksızın mevzuatta öngörülen işlemlerin tamamlanmasından sonra gerçekleştirilir ve bunların yerleştirilmeleri Sağlık Bakanlığınca sınavsız ve kura ile yapılır”</em> bölümü çıkarıldı.</p>



<p>Devlet hizmeti yükümlülüğünü düzenleyen ek-3. maddedeki <em>“veya ilgililerin talebi halinde 10.7.2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanuna tâbi sözleşmeli sağlık personeli”</em> ibaresi yürürlükten kaldırılarak <em>“Devlet hizmeti yükümlülüğünü yapmakta olan personel bulundukları ilde 4924 sayılı Kanuna tabi sözleşmeli sağlık personeli olarak çalışabilirler”</em> hükmü eklendi.</p>



<p>4924 sayılı yasada sözleşmeli olarak çalışabilecek hekim kadro sayısı da 22 binden 27 bine çıkarıldı.</p>



<p><strong>2021 Aralık Düzenlemesi ile Mevcut Yasa Teklifi Arasındaki Önemli Farklar</strong></p>



<p>Aralık 2021’de TBMM Genel Kurulu’nda oybirliğiyle kabul edilmesine rağmen TBMM İçtüzüğü’ne aykırı olarak komisyona çekilerek metinden çıkarılan teklifte, emekli pratisyen hekimlerin ilave ödeme tutarını belirleyen gösterge 13 binden 33 bine; uzman hekimlerin ise 17 binden 40 bine çıkarılacakken yeni yasa teklifi ile sırasıyla 20 bin ve 26 bine yükseltilmiştir. Başka bir ifadeyle pratisyen hekim emekli aylığında 3.050, uzman hekim emekli aylığında 3.400 lira iyileştirme yerine yeni yasa teklifiyle sırasıyla 1.600 ve 2.100 lira iyileştirme yapılacak.</p>



<p>Aynı zamanda, yeni teklifle 5510 sayılı yasanın 4/C maddesine tabi olanların da ek ödeme alması sağlanırken önceki teklifin aksine çalışma halinde ek ödemenin kesileceğine dair hüküm korundu.</p>



<p>2018 yılında olduğu gibi kamudan emekli olmayan veya sosyal güvenlik mevzuatındaki değişiklikler nedeniyle bu haktan yararlandırılmayan hekimler yönünden bir düzenleme yapılmamıştır. Böylelikle emekli hekimler arasında, sosyal güvenlik kurumu kaynaklı ayrımcılık daha da arttı.</p>



<p>Aralık 2021’deki düzenlemede pratisyen hekim sabit ek ödeme oranları %180’den %450’ye; uzman hekimlerin %335’ten %695’e, eğitim görevlilerinin %410’dan %770’e yükseltilecekti. Mevcut yasa teklifinde ise pratisyen hekimlerin sabit ek ödeme oranı %180’den %265’e yükseltildi. Örneğin; 3.773 lira olan pratisyen sabit ek ödemesi, Aralık 2021’deki düzenlemeyle 9.000 lira civarında olacak iken, yeni yasa teklifiyle 5.000 lira gibi bir miktarda olacaktır.</p>



<p><strong>Yasa Teklifinin Geneli ve Bazı Maddeler Özeli Hakkındaki Görüşümüz</strong></p>



<p>Altı aydır merakla beklenen düzenleme, hekimler ve sağlık çalışanlarında büyük ölçüde hayal kırıklığı yaratmıştır. <a href="https://www.ttb.org.tr/875yiud">&#8220;Yetersiz de olsa olumlu ancak kapsayıcı değil&#8221; diyerek eleştirdiğimiz</a> 2021 yılının aralık ayındaki düzenlemeye göre birçok açıdan daha geride bir yasa teklifiyle karşı karşıyayız. Üstelik, aralık ayındaki düzenlemede ödemeler sabit ek ödeme üzerinden artarken; mevcut yasa teklifinde ödemeler daha güvencesiz olan performans ve sözleşmeli çalışma üzerinden artırılmakta; mesai dışı çalışma teşvik edilmektedir. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının büyük çoğunluğunun emekliliğe yansıyan tek ödeme isteğine rağmen performansa dayalı ek ödeme ısrarı halen devam etmektedir.</p>



<p>Sabit ek ödemenin genel bütçeden karşılanmasıyla birlikte mahsuplaşma olacağı için performans ek ödeme artışı birçok sağlık kurumunda etkili olamayacaktır.</p>



<p>Bilindiği gibi mevcut mevzuatta da “tıbbi işlem” şöyle tanımlanmaktadır: <em>“Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlıkça çıkarılacak yönerge ile belirlenen ve genel tıbbi işlemler puanına esas olan işlemler ile özellikli tıbbi işlemler puanına esas işlemler.”</em></p>



<p>Yapılan değişiklikte tıbbi işlemin Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenmesine dönük bir değişiklik yapılmamıştır. Kaldı ki performansa dayalı ek ödeme sisteminin sağlık hizmetine ve sağlık sistemine verdiği zarar açık olmasına karşın bu hasarı gidermeye yönelen bir tutum da yoktur.</p>



<p>Aile hekimlerinin özlük haklarıyla ilgili herhangi bir düzenleme içermeyen yeni yasa teklifinde; eğitim aile sağlığı merkezi ve eğitim aile hekimliği birimlerinde görev yapan öğretim üyeleri ile öğretim görevlilerine kendi kurumlarından da ödeme yapılabilmesine yönelik değişiklik yapıldı. Bunun dışında; 1219 sayılı kanunun geçici 9. maddesindeki sözleşmeli aile hekimlerinin tıpta uzmanlık sınavı sonuçlarına göre, merkezi yerleştirmeye tabi olmaksızın, Tıpta Uzmanlık Kurulu’nca belirlenen esaslar çerçevesinde aile hekimliği uzmanlık eğitimi yapabilmelerine olanak veren geçici hükmün süresi 01.01.2020 tarihinde dolmuştu. Yeni düzenlemeyle uygulamanın 01.01.2029 tarihine kadar uzatılması amaçlandı.</p>



<p>Sözleşmeli Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi (SAHU) ile mevcut pratisyen aile hekimlerinin eğitimlerine katkı sağlansa da standart aile hekimliği uzmanlık eğitimi alan hekimlerle aralarında eğitim birimine yerleşmedeki TUS başarısı, alınan ücret, eğitim bitişinde uzman olarak atamanın yapıldığı yer gibi konularda adaletsizlikler içerdiği gözlenmektedir.&nbsp;</p>



<p>Sonuç olarak; yaşanılan ekonomik kriz nedeniyle geçinemeyen hekimlerin ve sağlık çalışanlarının emekliliğe yansıyan ücret artışı, sağlıklı çalışma şartları talepleri yine sonuçsuz bırakılmıştır. Önümüzdeki dönemde de sağlık çalışanlarının geçinmekte çok zorlanacakları ortadadır.</p>



<p><strong>Türk Tabipleri Birliği olarak hekimlerdeki en düşük ücretin yoksulluk sınırının en az iki katı olmasını, 7200 ek göstergeyi, tüm çalışan ve emekli sağlık çalışanlarına insanca yaşayacakları maaş verilmesini aylardır talep ediyoruz. Ancak mevcut yasa teklifinden de görülmektedir ki hekimlerdeki en düşük aylık; temmuzda ücretlerimize yansıyacak enflasyon farkına rağmen, yine yoksulluk sınırının altında kalacaktır. Aylardır beklememize ve taleplerimizi en yüksek sesle dile getirmemize rağmen aklımızla dalga geçen bu zayıf düzenlemeyi kabul etmiyoruz. Hakkımız olanı alana kadar eylemlerimize devam edeceğimizi duyuruyoruz.</strong></p>



<p><strong>Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/yeni-yasa-teklifi-kabul-edilebilir-degildir/">Yeni Yasa Teklifi Kabul Edilebilir Değildir</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık Bakanlığı’nın G(ö)REV Eylemlerine Dönük Yazısı Hakkında Hukuki Görüş Metni</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/saglik-bakanliginin-gorev-eylemlerine-donuk-yazisi-hakkinda-hukuki-gorus-metni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Mar 2022 07:21:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[GÖREV]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=18901</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü 25.02.2022 Tarih ve E-49635782/929 sayılı yazısında; “(…) Gelinen noktada kamunun yetkili mercileri sağlık çalışanlarının haklı talep ve beklentilerinin en üst seviyede farkındadır. Bu bakımdan görünürlük ihtiyacı ortadan kalkmış ve kamu konu ile ilgili çalışmalarını ilgili tüm bakanlıklar nezdinde başlatmıştır. En kısa sürede sorunların ortadan kalkacağı, haklı taleplerin en makul [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-bakanliginin-gorev-eylemlerine-donuk-yazisi-hakkinda-hukuki-gorus-metni/">Sağlık Bakanlığı’nın G(ö)REV Eylemlerine Dönük Yazısı Hakkında Hukuki Görüş Metni</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü 25.02.2022 Tarih ve E-49635782/929 sayılı yazısında;</p>



<p><em>“(…) Gelinen noktada kamunun yetkili mercileri sağlık çalışanlarının haklı talep ve beklentilerinin en üst seviyede farkındadır. Bu bakımdan görünürlük ihtiyacı ortadan kalkmış ve kamu konu ile ilgili çalışmalarını ilgili tüm bakanlıklar nezdinde başlatmıştır. En kısa sürede sorunların ortadan kalkacağı, haklı taleplerin en makul ölçüde karşılanacağı bilinmelidir. Ancak yukarıda açıkladığımız hususlar çerçevesinde, bu iş ve işlemlerin vatandaşlarımızın temel hakkı olan sağlık hizmetini aksatmaya sebep olması hiçbir gerekçeyle mazur görülemez.</em></p>



<p><em>Bu nedenle sağlık çalışanlarının üstelik küresel salgın döneminde sağlık kamu hizmetini, görevini terk ederek veya başka suretle hukuka aykırı şekilde aksatması sonucunu doğuran her türlü davranışının disiplin mevzuatı içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir” </em>denilmiştir.</p>



<p>Ancak Anayasa ve Devlet Memurları Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat, kamu çalışanlarının haklarını korumanın da idarenin görevi olduğunu söylemektedir.</p>



<p>Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü, kamu çalışanlarının işvereni olarak örgütlenme özgürlüğü ile hak taleplerinin duyurulmasına yönelik çabaların sınırını belirlemeye çalışarak sayılan hakları ihlal etmiştir. Kaldı ki yazıda pandemi koşullarında sunulan sağlık hizmetlerinden söz edilirken salt vatandaşlara sunulması zorunlu sağlık hizmetlerinin anılması, sağlık çalışanlarının da çalışan ve yurttaş olarak sağlıklı ve insan onuruna yaraşır bir iş ve işyeri hakkının göz ardı edildiğini göstermektedir. Salgında hastalanan ve hayatını kaybeden sağlık çalışanlarına dair kamuoyuna açıklama yapmayan, COVID-19&#8217;un meslek hastalığı sayılması için gerekli gayreti göstermeyen, tüm kamu çalışanları için kabul edilen riskli gruptakiler için idari izin hakkını kullandırmayan, izin ve emeklilik dilekçelerini idari birimlere talimat vererek kayda aldırmayarak temel dilekçe hakkını dahi tanımayan, sınır içinde ve dışında askeri birimlere hekimlerin muvafakatini dahi almadan geçici görevlendirme yapmasına karşın mali haklarını da garanti altına almayan, döner sermaye ek ödemelerini sağlık kuruluşlarının mali olanaklarına teslim eden, salgın koşullarına uygunluğu işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından denetlenmeyen kurum ve kuruluşlarda sağlık çalışanlarını çalışmaya zorlayan ve her gün onlarcası yaşanan sağlık çalışanlarına yönelik suçlarda hakiki bir tedbir almayıp sağlık çalışanını yalnız bırakan, eylemi ve söylemi ile bu suçların karşısına çıkmayan kamu işvereninin, sayılanlar ve daha fazlasına ilişkin bugüne kadar tek bir somut açıklaması, eylemi, düzenlemesi olmadığı asıl hakikattir.&nbsp;</p>



<p>Hekimlerin çalışma koşullarının ve ücretlerinin iyileştirilmesi, iş, gelir ve mesleki bağımsızlığın güvence altına alınması, hekime yönelik şiddetin önlenmesi, COVID-19’un meslek hastalığı sayılması için talep edilen yasal düzenlemelerin yapılmaması ve nitelikli sağlık hizmetine engel uygulamaların hayata geçirilmesi nedeniyle konuya dikkat çekilmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine alınacağı açıklanmasına karşın bugüne kadar herhangi bir teklif sunulmayan düzenlemeler hakkında kanun yapıcılara ve kamuoyuna taleplerin duyurulması amacıyla eylem ve etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Bu eylem ve etkinliklerde acil hastalar, diyaliz hastaları, riskli ve acil gebeler, çocuk aciller, kanser hastaları, yoğun bakım hastaları, COVID-19 veya COVID-19 şüphesi ile sağlık kurum ve kuruluşlarına başvuranlara bakılacak şekilde hizmet sunumu gerçekleştirilmektedir.</p>



<p>Hekimlerin emeğine, özlük haklarına ve toplumun sağlık hakkına sahip çıkmak amacına yönelik eylemi tümüyle hak arama, ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamındadır.</p>



<p>87 sayılı Sendika Özgürlüğü ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin ILO Sözleşmesi’nin 8. maddesine göre <em>“Yasalar, bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek şekilde uygulanamaz.&#8221;</em> 151 sayılı Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemine İlişkin ILO Sözleşmesi’nin 3. maddesine göre de <em>&#8220;Bu Sözleşmenin uygulanması bakımından ‘Kamu Görevlileri Örgütü’ deyimi oluşumu ne olursa olsun amacı kamu görevlilerinin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olan herhangi bir örgüt anlamına gelir.&#8221;</em> Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi&#8217;nin 8. maddesine göre taraf devletler <em>“Herkese kendi ekonomik ve sosyal menfaatlerini korumak ve geliştirmek için sendika kurma ve sadece sendikanın kendi kurallarına tabi olarak kendi seçtiği bir sendikaya katılma hakkı tanınır. Bu hakkın kullanılması ulusal güvenliği veya kamu düzenini veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak için demokratik bir toplumda gerekli olan ve hukuken öngörülen sınırlamalardan başka sınırlara tabi tutulamaz.”</em> Birleşmiş Milletler (BM) Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi&#8217;nin 22. maddesine göre <em>“Herkesin, kendi çıkarlarını korumak için sendikalar kurmak ya da bunlara girmek hakkı da dahil olmak üzere, başkalarıyla bir araya gelip dernek kurma hakkı vardır.”</em> Avrupa Sosyal Şartı tüm çalışanların ayrımsız örgütlenme özgürlüğünden yararlanması gerektiğini kabul etmiştir.</p>



<p>AİHM, Karaçay/Türkiye kararında; <strong>devlet memurlarının maaşlarına yapılan düşük zammı protesto etmek amacıyla </strong>iş yavaşlatma ve bırakma eylemine katılması nedeniyle başvurana uyarma disiplin cezası verilmesinin hak ihlali olduğuna hükmetmiştir. AİHM Kaya ve Seyhan/Türkiye kararında; başvuruculara <strong>parlamentoda tartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto etmek üzere düzenlenen </strong>bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle bir gün göreve gelmedikleri için uyarma cezası verilmesinin, her ne kadar bu ceza çok küçük olsa da, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı ve müdahalenin acil bir sosyal ihtiyaca karşılık gelmediği ve bu nedenle demokratik bir toplumda gerekli olmadığı sonucuna varmıştır. AİHM Satılmış/Türkiye kararında, <strong>kamu sektöründe çalışan personele ilişkin kanunun Meclis gündemine taşınması nedeniyle, </strong>çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla iş yavaşlatma eylemi sonrasında verilen cezanın örgütlenme özgürlüğüne müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir.</p>



<p>Anayasa Mahkemesi de tüm Türkiye’de göreve gelmeme çağrısına katılarak mazeretsiz olarak göreve gelmedikleri gerekçesiyle disiplin cezası uygulanmasını sendika hakkına bir müdahale kabul ederek -uygulanan ceza her ne kadar hafif bir ceza olsa da- “toplumsal bir ihtiyaç baskısına tekabül etmediği” ve “demokratik bir toplumda gerekli olmadığı” sonucuna varmış; ihlal kararları vermiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun E.2009/63 ve K.2013/1998 sayılı kararında AİHM’nin Kaya ve Seyhan/Türkiye kararına da atıfla göreve gelmeme eyleminin özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiili kapsamında değerlendirilemeyeceği ve sendikal faaliyet kapsamında bir gün göreve gelmemek fiilinin mazeret olarak kabulü gerektiğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle 657 sayılı kanunun 125/C-b maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığına hükmetmiştir. Açıklanan çerçevede yapılan eylem ve etkinlikler anayasal hakkın kullanımı kapsamında olup hakkın kullanımına yapılacak müdahaleler ise hak ihlali olacaktır.</p>



<p><strong>Türk Tabipleri Birliği Hukuk Bürosu</strong></p>



<p><strong>Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-bakanliginin-gorev-eylemlerine-donuk-yazisi-hakkinda-hukuki-gorus-metni/">Sağlık Bakanlığı’nın G(ö)REV Eylemlerine Dönük Yazısı Hakkında Hukuki Görüş Metni</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık Bakanlığı 2022 Yılı Bütçe Önerisi Yeniden Düzenlenmelidir</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-2022-yili-butce-onerisi-yeniden-duzenlenmelidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Dec 2021 14:37:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe]]></category>
		<category><![CDATA[ödenek]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=17204</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haziran 2018 genel seçimleri sonrasında uygulamaya giren partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte, cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan bütçe önerilerinin dördüncüsü, “2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi”, 15 Ekim 2021 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Bütçe teklifinde gelir olarak, 1 trilyon 449 milyar TL gösterilmesine karşın, giderlerin toplamı 1 trilyon 751 milyar TL. Cumhurbaşkanlığının bütçe teklifinde giderler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-2022-yili-butce-onerisi-yeniden-duzenlenmelidir/">Sağlık Bakanlığı 2022 Yılı Bütçe Önerisi Yeniden Düzenlenmelidir</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Haziran 2018 genel seçimleri sonrasında uygulamaya giren partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte, cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan bütçe önerilerinin dördüncüsü, “2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi”, 15 Ekim 2021 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunuldu.</p>



<p>Bütçe teklifinde gelir olarak, 1 trilyon 449 milyar TL gösterilmesine karşın, giderlerin toplamı 1 trilyon 751 milyar TL. Cumhurbaşkanlığının bütçe teklifinde giderler gelirden 302 milyar TL daha fazla. Başka bir ifadeyle, 2022 bütçe teklifinde açık, bütçe gelirinin %20’sinin üzerinde. Cumhurbaşkanlığı dördüncü defadır denk bütçe hazırlayamıyor. Yanlış anlaşılmasın, bütçe gelirleri hiçbir zaman giderlerden daha fazla olmuyor. Tam tersine giderler her zaman gelirlerden daha fazla oluyor. Çünkü alınması gerekenlerden alınmıyor.</p>



<p>Holdinglerden, şirketlerden alınmakta olan kurumlar vergisinin oranı 90’lı yıllarda %46 iken AKP hükümetleri döneminde hızla azaltılarak, bugün için %22’ye çekilmiştir. Bunun bir sonucu olarak, cumhurbaşkanlığı 2022 bütçe gelirlerinin 1 trilyon 430 milyar TL’sini (%98.7) vergi gelirlerinden bunun da yalnızca 183,1 milyar TL’sini (%12.8) kurumlar vergisi olarak sağlamayı teklif etmektedir. Yanı sıra, gelir vergisi başta olmak üzere doğrudan vergilerle ve dolaylı vergilerle bütçe gelirlerinin yaklaşık %85’i doğrudan asgari ücretlilerden, işçilerden, memurlardan, küçük esnaftan, köylüden, küçük çiftçiden vb. dar gelirlilerden, yoksulardan alınması planlanmaktadır. Başka bir ifadeyle, cumhurbaşkanlığı 2022 bütçe gelirlerini çok kazanandan az, az kazanandan çok vergi alarak sağlamayı teklif etmektedir. Eşitsizlikleri, yoksulluğu daha da artıracak bu teklif kabul edilemez, adil değildir. <strong>Reddediyoruz</strong>. Bütçe gelirleri başta kârdan, ranttan, faizden olmak üzere gelirlerden sağlanmalı, KDV, ÖTV vb. dolaylı vergiler kaldırılmalıdır. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınacak adil bir bütçe teklifi hazırlanmalıdır.</p>



<p>Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanmış olan 2022 yılı bütçe teklifi bir önceki yılın bütçesine göre, TL bazında %30,1’lik bir artış içeriyor görünse de Merkez Bankası’nın 19 Kasım 2021 tarihli dolar kuruna göre %1,2’lik bir eksilme içermektedir. Henüz teklif aşamasında yaşanan bu eksiltme 2022 yılı içinde başta sabit gelirliler, işsizle, esnaf ve yoksullar olmak üzere, geniş toplum kesimleri için önemli bir sorun kaynağı olacaktır. Cumhurbaşkanlığı 2021 yılı için 160 milyar 184 milyon 44 bin dolarlık bir bütçe önermiş olmasına karşın, 2022 yılı için 158 milyar 27 milyon 44 bin dolarlık bir bütçe önermektedir. Son altı ay içinde Cumhurbaşkanı’nın hemen her faiz açıklaması sonrası yeni zirvelere ulaşan döviz kurundaki gelişmeler dikkate alındığında, azalma daha da belirginleşecektir. Bu durum, yoksullaşmayı ve kamu hizmetlerinde kısıtlanmaları daha da artıracaktır. <strong>Kabul etmiyoruz</strong>. Bütçe gelirleri kurumlar vergisinde sağlanacak artışla artırılmalıdır.</p>



<p>Merkezi Yönetim Bütçesi içinde Sağlık Bakanlığı bütçesinin payı, yıllar içinde büyük bir değişiklik göstermemektedir. Son üç yılın merkezi yönetim bütçe teklifi incelendiğinde, genel bütçenin 2020 yılında %5,27’si, 2021 yılında %5,77’si ve 2022 yılında da %6,63’ü (116 milyar 37 milyon TL) Sağlık Bakanlığı bütçesinin başlangıç ödeneği olarak teklif edilmiştir. Sağlık Bakanlığı bütçesi başlangıç ödeneği, Türk Lirası (TL) bazında bir önceki yıla göre 2020 yılında yaklaşık %22’lik, 2021 yılında yaklaşık %32’lik ve 2022 yılında da yaklaşık %50’lik artış içermektedir. Bununla birlikte, Sağlık Bakanlığı’nın teknoloji ve sarf malzemesi giderlerinin büyük bir bölümü ile şehir hastanelerinden hizmet satın alma ve kira bedeli tamamen dövize dayalı olduğundan, TL’de yaşanan değer kaybı (devalüasyon) dikkate alındığında, söz konusu artışın başka bir boyutu ortaya çıkmaktadır. Buna göre, 2022 yılında bir önceki yıla göre artış %50 değil, şimdilik kaydı ile dolar bazında %13,6, avro bazında da %16,8’dir.</p>



<p>Sağlık Bakanlığı bütçesinin yurttaşların tümüne “eşit” olarak bölüştürüldüğü kabulüyle ve göçmenler ile mülteciler de bunun dışında tutulduğunda bile 2022 yılı boyunca kişi başına TL bazında 1.352,4 TL, dolar bazında 122,2 dolar ve avro bazında da yalnızca 108,0 avro ayrıldığı görülmektedir. Bakanlık bütçesinden çalışan gideri ve sosyal güvenlik kurumlarına devlet pirimi gideri çıkartıldığında, kalan 66 milyar 780 milyon 913 TL üzerinden kişi başına bir yıl için 778 TL’lik, 70 dolarlık ya da 62 avroluk bir sağlık hizmeti sağlanacağının cumhurbaşkanlığı tarafından planlandığı ve teklif edilmekte olduğu ortaya çıkmaktadır. <strong>Yetmez</strong>. Sağlık Bakanlığı bütçesi göçmenler ve mülteciler de dikkate alınarak artırılmalıdır. Sağlık Bakanlığı 2022 yılı bütçesi, cumhurbaşkanlığı teklifinin üç katına çıkartılmalı, 350 milyar TL olmalıdır.</p>



<p>Cumhurbaşkanlığı tarafından TBMM’ye sunulan Sağlık Bakanlığı 2022 Yılı Bütçe Teklifi programlar ve ekonomik sınıflandırma düzeyinde incelendiğinde, sağlık hizmeti sunumu kapsamında iki ana programın varlığı görülmektedir. Bunlardan biri “Koruyucu Sağlık”, diğeri “Tedavi Edici Sağlık” programıdır. Sağlık Bakanlığı, 2022 yılı bütçesinde başlangıç ödeneğinin %33,4’ünün (38 milyar 728 milyon 653 bin TL) koruyucu sağlık programına, %64,2’sinin de (74 milyar 524 milyon 34 bin TL) tedavi edici sağlık programına ayrıldığı görülmektedir.</p>



<p>Teklifde yer alan her iki ana program kapsamında, Sağlık Bakanlığı tarafından istihdam edilen çalışanlar için yapılacak maaş/ücret gideri ile sosyal güvenlik devlet primi gideri dışarıda tutulup hesaplama yapıldığında, Sağlık Bakanlığı 2022 yılı başlangıç ödeneğinde doğrudan koruyucu sağlık programı için ayrılan meblağın 28 milyar 718 milyon 587 bin TL’ye, doğrudan tedavi edici sağlık programı için de 37 milyar 74 milyon 615 bin TL harcanmasının planlandığı görülmektedir. Buna göre, cumhurbaşkanlığının Sağlık Bakanlığı bütçe teklifinde göçmen ve mülteciler dışarıda tutulduğunda, koruyucu sağlık hizmetleri için 2022 yılı boyunca kişi başına yalnızca 334,70 TL, 30,25 dolar ya da 26,73 avro harcanma yapılmasının planlanmış olduğu ortaya çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından da açıklandığı gibi, 2022 yılında COVID-19 pandemisiyle mücadelenin yoğunlaşarak devam etmesi öngörülmektedir. Neredeyse iki doz COVID-19 aşı bedeline denk gelen bu planlama toplumu önlenebilir bir hastalığa ve ölüme mahkûm etmek demektir. <strong>Kabul edilemez</strong>. Sağlık Bakanlığı bütçesinde koruyucu sağlık programına ayrılan meblağ en az 5 katına çıkartılmalıdır.</p>



<p>AKP hükümetleri ile birlikte, benzer ekonomik kategorideki ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’nin de emekçi sınıflar, işçiler, köylüler, kendi hesabına çalışanlar vb. için kara deliklerinden önemli birisi de “Kamu Özel Ortaklığı” kapsamında yürütülen hizmet sunumu, yatırım, bakım ve onarım vb. faaliyetler için şirketlerle yapılan sözleşmeler oluşturmaktadır. Bilindiği gibi, ister şehir hastanesi, ister köprü, ister hava alanı, isterse otoyol vb. için olsun kamu özel ortaklığı kapsamında yapılan sözleşmelerin özü değişmemektedir. Gelinen aşamada bütün açıklığı ile kanıtlandığı gibi, tümünde temel hedefin, ülkenin kamusal kaynaklarının döviz bazında ulusötesi sermaye ile taşeronları yerli sermaye gruplarına aktarılmasıdır. Söz konusu sözleşmeler, kamuya ait arsaların tahsisinden, inşaat için kredi verilmesine, gelmeyen hasta ve yolcu için ya da geçmeyen araç için şirketlere karşı döviz bazında borçlu olmayı kabul etmeye kadar bütünüyle toplumsal yarar karşıtı olan birçok uygulamayı barındırmaktadır.</p>



<p>Sağlık Bakanlığı bütçe teklifinde halen hizmet sunmakta olan şehir hastanelerine, 2022 yılı itibarıyla, tedavi edici sağlık programı kapsamında hizmet alımı için 7 milyar 473 milyon TL, yatırım kullanım (kira) bedeli ve zorunlu hizmetler karşılığı olarak da 14 milyar 91 milyon 904 bin TL olmak üzere, toplam 21 milyar 564 milyon 904 bin TL ödenmesinin planlandığı görülmektedir. Söz konusu bedel, Sağlık Bakanlığı’nın tedavi edici sağlık programına ayrılan toplam bedelin %28,9’unu, çalışan ücreti ile sosyal güvenlik kurumuna devlet pirimi giderinin çıkartılması sonrasında kalan tedavi edici sağlık programı toplam bedelinin ise %58,2’sini oluşturmaktadır. <strong>Kabul edilemez</strong>. Şehir hastaneleri için yapılan ödemeler durdurulmalı, yapılmış olan sözlemeler hiçbir tazminat ödenmeden feshedilmeli, şehir hastaneleri devlet hastaneleri olmalıdır.</p>



<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanmış olan “Sağlık İstatistileri Yıllığı 2019”daki en son verilere göre, Bakanlık, 895 adet yataklı tedavi kurumuyla hizmet sunmaktadır. Bunlardan 10’unu şehir hastaneleri oluştururken, Bakanlık bünyesindeki Sağlık Bilimleri Üniversitesi kapsamındaki Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, Ağız ve Diş Sağlığı Hastaneleri ile il ve ilçe Devlet Hastanelerinin toplam sayısı 885’dir. Sağlık Bakanlığı 2022 yılı bütçe teklifinde yer alan tedavi edici sağlık programı için ayrılmış bütçe kapsamında söz konusu 895 hastanenin giderlerinin karşılanması hedeflenmektedir. Tedavi edici sağlık programı bütçesinden şehir hastaneleri için şirketlere yapılacak ödemeler ile çalışanlar için yapılacak maaş/ücret gideri ve sosyal güvenlik devlet primi gideri çıkartıldığında arta kalan 15 milyar 509 milyon 711 bin TL ile 885 hastanede tedavi edici sağlık hizmetlerinin sunulması planlanmaktadır. Cumhurbaşkanlığının tedavi edici sağlık hizmetleri bütçe teklifi Sağlık Bakanlığı kurumları arasında önemli ayrımlar yaratmaktadır. <strong>Kabul edilemez</strong>. Şehir hastaneleri işletmecileri için ayrılan ödenek Sağlık Bakanlığı’nın diğer kurumlarına aktarılmalıdır.</p>



<p>Bunların yanı sıra, bilindiği gibi Türkiye’de emek gücünü satarak yaşamak zorunda olanların tümü gibi hekimler ve sağlık emekçileri de AKP hükümetleri döneminde daha da yoksullaşmış ve geçinemez hale gelmiştir. Bütçe teklifinde hekimlerin maaş ve emekli aylığına etki edecek 7200 ek göstergenin uygulanması ve özel hizmet tazminat oranlarının yükseltilmesiyle maaşlarda en az %150 oranında artış yapmaya olanak verecek düzenleme yapılmalıdır. Aylık gelirde performans ücretinin payı %10-15’i geçmemelidir.</p>



<p>Sağlık Bakanlığı bütçesinin hedefi şirketlere, yandaşlara kaynak aktarmak değil, sağlıklı toplum olmalıdır.</p>



<p><strong>Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi</strong></p>



<p></p>



<p><em>* Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu&#8217;na emeğinden dolayı teşekkür ederiz.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-2022-yili-butce-onerisi-yeniden-duzenlenmelidir/">Sağlık Bakanlığı 2022 Yılı Bütçe Önerisi Yeniden Düzenlenmelidir</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BU SENE GRİP AŞILARINA NEDEN ÜCRETSİZ ULAŞILAMIYOR?</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/bu-sene-grip-asilarina-neden-ucretsiz-ulasilamiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Oct 2021 08:14:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[asm]]></category>
		<category><![CDATA[bto]]></category>
		<category><![CDATA[covid]]></category>
		<category><![CDATA[kriter]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ücret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=15974</guid>

					<description><![CDATA[<p>Grip mevsimi geldi. Sağlık Bakanlığının grip aşısı için belirlediği risk grubundaki 65 yaş üstü veya kronik hastalığı olan vatandaşlar grip aşılarını reçete ettirmek için Aile Sağlığı Merkezleri&#8217;ne başvuruyor. Ancak aşıya ulaşabilen kişi sayısı çok az, pek çoğu aşı olamadan ASM’den ayrılıyor. Sebebiyse Sağlık Bakanlığı ‘nın geçen sene olduğu gibi bu sene de aşı planlamasını farklı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/bu-sene-grip-asilarina-neden-ucretsiz-ulasilamiyor/">BU SENE GRİP AŞILARINA NEDEN ÜCRETSİZ ULAŞILAMIYOR?</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Grip mevsimi geldi. Sağlık Bakanlığının grip aşısı için belirlediği risk grubundaki 65 yaş üstü veya kronik hastalığı olan vatandaşlar grip aşılarını reçete ettirmek için Aile Sağlığı Merkezleri&#8217;ne başvuruyor. Ancak aşıya ulaşabilen kişi sayısı çok az, pek çoğu aşı olamadan ASM’den ayrılıyor. Sebebiyse Sağlık Bakanlığı ‘nın geçen sene olduğu gibi bu sene de aşı planlamasını farklı kriterlere göre yapması. Aşıya şu anda sadece ‘’çok yüksek risk grubunda‘’ olanlar ulaşabiliyor.<br><br>Sağlık Bakanlığı‘nın belirlediği ‘’çok yüksek risk grubunu’’ hangi hastaların oluşturduğu ise bilinmiyor. Grip aşısı olmak için bekleyen ‘’risk grubundaki’’ vatandaşlara ne zaman aşı sırası geleceği ve bakanlığın elindeki aşıların risk grubundakilerin ne kadarını aşılamaya yeteceği de diğer bilinmeyenler. Sağlık çalışanları bu çok bilinmeyenli pandemi ortamında canını dişine takmış çalışırken, bir de hastalarının grip aşısıyla ilgili sorularını yanıtlamakla uğraşıyor. Ama yanıtlayamıyor çünkü şu anda hangi kriterlerle grip aşısı ödendiğini bilmiyor.<br>Sağlık Bakanlığı ‘’çok yüksek risk grubu‘’ belirleme kriterlerini hangi bilimsel verilerle oluşturduğunu kamuoyuyla paylaşmalıdır. Grip aşısı olmak için bekleyen milyonlarca insan ne zaman kendilerine aşı sırası geleceğini bilmelidir. Pandeminin yoğunluğunun arttığı şu günlerde vatandaşların birkaç gün arayla ASM’lere aşı kontrolü yaptırmak için gelerek hastalık riski almaları engellenmeli ve özveriyle çalışan sağlık personelinin iş yükü arttırılmamalıdır.<br><br>Dünya Sağlık Örgütü 6 aydan büyük herkesin grip aşısı olmasını öneriyor. Covid-19 aşısı yapamadığımız çocuklarımızın grip aşısı yaptırmaları bu sene daha da önemli. Ancak biz henüz risk grubumuzu bile aşılayamıyoruz. Parayla aşıya ulaşmak isteyenler ise 85 TL ödeyerek aşılarını yaptırabiliyorlar. Sağlıkta eşitsizliklerin pandemiyle görünürlüğü daha da artmışken grip aşısına ulaşmak da bu eşitsizliklerden birine dönüşüyor. Aşılar hayat kurtarır. Bulaşıcı hastalıklardan korunmada aşılara eşit ve ücretsiz ulaşmak herkesin hakkıdır. Devlet bu hakkı korumalıdır.<br><br><strong>Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu</strong></p>


<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/bu-sene-grip-asilarina-neden-ucretsiz-ulasilamiyor/">BU SENE GRİP AŞILARINA NEDEN ÜCRETSİZ ULAŞILAMIYOR?</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık Bakanlığı üzerine düşeni yapmalı</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-uzerine-duseni-yapmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2021 09:15:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[aile hekimliği]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[kovid]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=14978</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Tabip Odası&#8217;ndan yapılan açıklamada, Aile Sağlığı Merkezleri&#8217;nde, Sağlık Bakanlığı tarafından sağlanan COVID-19 aşı tedarikinin kesilmesi nedeniyle vatandaş ile sağlık çalışanlarının karşı karşıya getirildiği, Bakanlığın üzerine düşeni yapması gerektiği vurgulandı. Odadan yapılan açıklama şu şekilde: İnsanlık COVID-19 salgınıyla mücadelede 20 ayı geride bırakırken, ülkemizde olduğu gibi pek çok coğrafyada, bu mücadeleye insan eliyle yaratılan iklim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-uzerine-duseni-yapmali/">Sağlık Bakanlığı üzerine düşeni yapmalı</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Bursa Tabip Odası&#8217;ndan yapılan açıklamada, Aile Sağlığı Merkezleri&#8217;nde, Sağlık Bakanlığı tarafından sağlanan COVID-19 aşı tedarikinin kesilmesi nedeniyle vatandaş ile sağlık çalışanlarının karşı karşıya getirildiği, Bakanlığın üzerine düşeni yapması gerektiği vurgulandı. </strong></p>



<p><strong>Odadan yapılan açıklama şu şekilde:</strong><br><br>İnsanlık COVID-19 salgınıyla mücadelede 20 ayı geride bırakırken, ülkemizde olduğu gibi pek çok coğrafyada, bu mücadeleye insan eliyle yaratılan iklim değişikliği ve küresel ısınmanın sebep olduğu seller ve yangınlar da katıldı. Gezegenimizin bize sunduğu kaynakları hızlıca tüketirken gelecek nesillere ne sağlıklı bir çevre ne de yaşanabilir bir gezegen bırakıyoruz. Doğaya karşı başlattığımız bu savaşı kazanma şansımız yok. Doğanın bir parçası olduğumuzun bilinciyle yaşamayı öğrenmeli ve sonraki nesillere bu bilinci aktarmalıyız.<br></p>





<p><br><strong>SAVAŞI KAZANMA ŞANSIMIZ ÇOK YÜKSEK</strong><br><br>COVID-19 &#8216;a karşı verdiğimiz savaşı ise kazanma şansımız çok yüksek. Bu savaşta elimizde güçlü bir silah var. Aşılar&#8230; İnsanlığın bulaşıcı hastalıklarla mücadelesinde suyun dezenfeksiyonundan sonraki en önemli buluşu olmuştur aşılar. Bilimin kolektif bilgi birikimi sayesinde salgının ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra aşı çalışmaları tamamlanmış ve COVID-19 &#8216;a karşı etkili aşılar üretilebilmiştir. Ancak aşı patentlidir ve aşıyı üreten firmalar bu patenti başka ülkelerle paylaşmadığı için pek çok ülke halkı toplumsal bağışıklığı sağlayabilecek oranda aşıya ulaşamamakta, hastalanmaya ve ölmeye devam etmektedir.<br><br><strong>AŞILAR TÜM İNSANLIĞINDIR</strong><br><br>Salgın uzamakta, salgının uzaması yeni virüs varyantlarının ortaya çıkmasına sebep olmakta bu defa da &#8216;Aşılar bu yeni varyantlara etkili olacak mıdır?&#8217; tartışmaları yapılmaktadır. Aşılar tüm insanlığındır. Aşıda patent olmaz. Tüm ülkelerin, paylaşılan aşı teknolojisiyle kendi aşılarını üretebilmeleri ve hızlıca nüfuslarını aşılamaları sağlanmalıdır.<br>Ülkemize baktığımızda ise 4 Ağustos itibarıyla uygulamada olan iki aşıyla nüfusumuzun yaklaşık yüzde 34&#8217;üne çift doz COVID-19 aşısı yapılmıştır. Ancak nüfusun yüzde kaçının Sinovac, yüzde kaçının Biontech ile aşılandığı bilgisine ulaşılamamaktadır. Toplumsal bağışıklıktan söz etmemiz ve hastalığı kontrol altına alabilmemiz için nüfusumuzun en az yüzde 70&#8217;ini etkili bir aşıyla aşılamalıyız.<br><br><strong>HALKI BİLGİLENDİRMEK BAKANLIĞIN GÖREVİDİR</strong><br><br>Türkiye&#8217;de yaygın uygulanan Sinovac aşısının yeni gelişen varyantlara etkinliğinin yeterli olmadığı düşünülerek, Sağlık Bakanlığı tarafından, temmuz ayında sağlık çalışanları ve 50 yaş üstüne 3. doz aşı uygulamasına başlanmıştır. 3. doz aşı seçimi, Biontech ve Sinovac aşıları arasından, kişinin tercihine bırakılmıştır. Pek çok kişi Biontech aşısına karşı oluşan olumsuz iddialar nedeniyle 3. doz aşı olarak yine Sinovac&#8217;ı yaptırmaktadır.<br>Toplumda oluşan aşı tedirginliği ve aşı reddini gidermek, halkı bilgilendirmek ve eğitmek Sağlık Bakanlığı&#8217;nın görevidir. Bakanlık üzerine düşen görevi yapmalıdır.<br><br><strong>AŞI TEDARİK SIKINTILARI SÜRÜYOR</strong><br><br>Aşılamanın başından beri süren, aşı randevusu alma ve aşı tedarik sıkıntıları hala devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı özellikle Aile Sağlığı Merkezleri&#8217;nin aşı randevularına müdahale ederek, çoğu ASM&#8217;nin uygun olmayan fiziki koşullarında, aşı bekleyen hastaların yığılmalarına sebep olmaktadır.<br>Aşılama 1. Basamakta çalışan sağlık personelinin en iyi bildiği iştir. Ancak, aşılama planlama gerektirir. Bir gecede çok sayıda aşı randevusu açıp, ertesi gün uygulanacak aşıyı zamanında tedarik etmeyen bakanlık, sağlık çalışanlarıyla halkı karşı karşıya getirmektedir. Aşı tedarik sıkıntısı yaşandığında sağlık personeli, sorularına yanıt verecek bir muhatap bulamamaktadır.<br><br><strong>SAĞLIK ÇALIŞANLARI GÖREVİNİ YERİNE GETİRİYOR</strong><br><br>2 Ağustos akşamı Sağlık Bakanı attığı bir tweetle, &#8216;çarşamba gününe kadar Biontech aşısının sevkiyatında birkaç gün azalma olacağını&#8217; söylemiş, pazartesi ve salı günleri ASM&#8217;lere Biontech aşısı dağıtılmadığından randevusu olan hastalar geri gönderilmiştir.<br>Biz, sağlık çalışanları olarak, üzerimize düşen görevi yapıyoruz. Bizler hastalarımızı aşı olmaya ikna ediyoruz ancak randevu alarak aşı olmaya geldiklerinde aşı yapamadan onları geri göndermemiz bizim mücadelemizi de onların aşı olma isteklerini de geriletiyor. Aşılama planlamasının doğru yapılması ve aşı tedarikinde aksama yaşanmaması için Sağlık Bakanlığı da üzerine düşen görevi yapmalıdır.</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/saglik-bakanligi-uzerine-duseni-yapmali/">Sağlık Bakanlığı üzerine düşeni yapmalı</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile Hekimleri’nden ASM talebi</title>
		<link>https://www.bto.org.tr/aile-hekimlerinden-asm-talebi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melek BTO]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2021 11:49:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[aile sağlığı merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[asm]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ttb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bto.org.tr/?p=14273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Tabipleri Birliği, Aile Sağlığı Merkezleri için harekete geçti. TTB Aile Hekimliği Kolu Yürütme Kurulu (AHEK), ‘Aile Sağlığı Merkezi Mekanları İçin Harekete Geçiyoruz Projesi’ni online bir toplantıyla tanıttı. Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyeleri Dr. Abdullah Karadağ ve Dr. Ayşenur Aydoğan Yentürk’ün de katılım gösterdiği toplantıda, TTB AHEK Yürütme Kurulu Sekreteri Sibel Uyan, projenin tanıtımı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/aile-hekimlerinden-asm-talebi/">Aile Hekimleri’nden ASM talebi</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk Tabipleri Birliği, Aile Sağlığı Merkezleri için harekete geçti. TTB Aile Hekimliği Kolu Yürütme Kurulu (AHEK), ‘Aile Sağlığı Merkezi Mekanları İçin Harekete Geçiyoruz Projesi’ni online bir toplantıyla tanıttı.</p>



<p>Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyeleri Dr. Abdullah Karadağ ve Dr. Ayşenur Aydoğan Yentürk’ün de katılım gösterdiği toplantıda, TTB AHEK Yürütme Kurulu Sekreteri Sibel Uyan, projenin tanıtımı için bir sunum gerçekleştirirken, taleplerini de sıraladı. AHEK Yürütme Kurulu, Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) ve mobil çalışma birimlerinde yetersiz ve uygunsuz binalara dikkat çekmek ve bu binaların Sağlık Bakanlığı’nın görev ve sorumluluğunda yeniden inşa edilmesi talebiyle kamuoyu oluşturmak için harekete geçti.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright size-large is-resized"><img decoding="async" src="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/WhatsApp-Image-2021-03-24-at-12.55.09.jpeg" alt="" class="wp-image-14277" width="365" height="205" srcset="https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/WhatsApp-Image-2021-03-24-at-12.55.09.jpeg 1600w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/WhatsApp-Image-2021-03-24-at-12.55.09-300x169.jpeg 300w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/WhatsApp-Image-2021-03-24-at-12.55.09-768x432.jpeg 768w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/WhatsApp-Image-2021-03-24-at-12.55.09-1536x864.jpeg 1536w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/WhatsApp-Image-2021-03-24-at-12.55.09-750x422.jpeg 750w, https://www.bto.org.tr/wp-content/uploads/2021/03/WhatsApp-Image-2021-03-24-at-12.55.09-1140x641.jpeg 1140w" sizes="(max-width: 365px) 100vw, 365px" /></figure></div>



<p><strong>DEPREME DAYANIKSIZ ASM’LER VAR</strong></p>



<p>Gerçekleştirilen toplantıda, ASM’lerin, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan, kamu binalarında ve hizmet için uygun binalarda hizmet vermesi gerektiğini belirtilirken, depreme karşı dayanıksız binalarda hizmet veren ASM’ler bulunduğuna da dikkat çekildi. Söz konusu binaların Bakanlık tarafından güçlendirilmesi ya da yeniden inşa edilmesi talep edildi.<br>Mobil aile sağlık hizmeti verilen kırsal bölgelere de değinilen toplantıda, Sağlık Bakanlığı’nın uygun binalar inşa ederek, gerekli donanımı sağlama gerektiği vurgulandı.</p>



<p><strong>1 YILLIK KİRA İLE 16 BİN ASM YAPILABİLİR</strong></p>



<p>Söz konusu taleplerinin maliyetinin var olan kaynakların doğru kullanılmasıyla karşılanabileceği ifade edilen toplantıda, şehir hastanelerinin 1 yıllık kirası ile 16 bin ASM yapılabildiğine da dikkat çekildi. Aile Hekimleri, yaşamak ve yaşatmak için uygun mekanlarda çalışmak istediklerini, hayattayken kıymetlerinin bilinmesini istediklerini söylediler.<br><br></p>
<p>The post <a href="https://www.bto.org.tr/aile-hekimlerinden-asm-talebi/">Aile Hekimleri’nden ASM talebi</a> appeared first on <a href="https://www.bto.org.tr">Bursa Tabip Odası</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
